'Rest seems like a nice contrast to overwhelment, but enthusiasm is always chosen over rest. The only thing that ever makes you tired or bogs you down is resistance.'
Su ara suyun akisina dogru yuzme denemeleri yapiyorum kafamda. Bir turlu tam oturmuyor ama hipotez yerine. Akintiya daha basindan teslim mi etmeli vucudumuzu? Peki ya somon baliklari? Akintiya karsi yuzdukleri icin mi yasayabiliyorlar bir balik icin oldukca uzun olan bir omru? Tam 60 yil(!). Bunun icin mi o kadar gucluler ve lezzetli etleri? Akintiya karsi durmanin iyi yanlari da var demek istiyorum galiba. Tamam kabul, her zaman degil belki. Uzakta yasan olarak ilginc buldugum bir diger mesele daha var somonlarla ilgili kafamda. Ne kadar uzaga giderlerse gitsinler sonunda hep dogduklari yere donmeyi basariyorlar olmek icin. Bir de hafizasi yok derler baliklarin!
Not: Bu kadar somon felsefesinden sonra oglen yemekte ne vardi? Tabii ki somon:)
15 Aralık 2008 Pazartesi
kendime..
Gecen gece oylesine kanallarda gezinirken Okan Bayulgen'in programina denk geldim. 90larin pop sarkicilari vardi konuk olarak. Hic tanimadiklarim, sinir olduklarim o zamanlar ve o zaman oldugu gibi simdi de cok sevdigim bir suru kisi.. Canli olarak caldilar/soylediler eski sarkilarini. Komik ama gozumun onune geldi benim de o zamanlarim. Bir an once okulun bitmesini istedigim, cok asik oldugum marazi askim, iyimser, mutlu, cocuk ama kendini cok buyuk sanan halim. Biraz aci bir gulumseme ile dusundum bu garip durumu. O zamanlar gecmesi/bitmesi icin ugrastigim zamanlari biraz ozlemle anmak. Tuhafti. Ben nostaljik bir tip olmadim hicbir zaman. Hic onceki bir zamanima da donmek istemedim. Hep simdiden, dahasi gelecekten umutlu oldum ya o yuzden bu duygu biraz yabanci geldi o gece. Cok sevdigim sarkici cok sevdigim 'depresif':) sarkisini calarken ve onsuz yasayamam sandigim marazi askimi dusunurken buldum kendimin 15 sene onceki halini. Sonra, mumkun olsa da o zamana geri gitsem diye dusundum, ne yapardim, ne derdim o zamanki halime simdiki bu halimle? Galiba elimi tutar ve 'merak etme hersey iyi olacak, hatta beklediginden bile cok iyi, merak etme' derdim. Ardindan 15 sene sonraki halim simdiki halimin elini tuttu ve guzel ruyalar gormek uzere uyumaya gittik:)
5 Aralık 2008 Cuma
realite??
Bir onceki yazimda bahsettiklerimi dusunuyorum son zamanlarda. Eger hersey hucrelerimizin hafizasinda kayitli ise, biz zaten bir sekilde biliyorsak basimiza gelecekleri ve sadece istemenin yeterli olacagini, nasil ve daha da onemlisi ne zaman unutuyoruz tum bunlari? Hayat, egitim, cevre mi degistiriyor bakis acimizi? Modern hayat, sosyal duzen surekli birseyleri basarmayi, hep en olmayi bunun icin de deli gibi calismayi, olmayan sey icin daha da daha da israrci ve ac olmayi ogretiyor bize. Sanirim biz de tam iste bu arada kaybediyoruz 'olmayan iste de bir hayir olabilecegini' ve yapmamiz gerekenin durup biraz nedenini sorgulayip ya da hic sorgulamayip (!) isleri oluruna birakmak gerektigi gercegini. Sonra cok basarili, cok piriltili hayatimiz kucucuk bir sey yuzunden darmadagin olabiliyor ve biz sasip kaliyoruz. Sansli olanlarimiz yeniden ogrenmeye/hatirlamaya calisiyor ve baska gozlerle bakabiliyor hayata.. Digerleri ise antidepresanlarla avunup, daracik bir kuyuda biraz isik gorebilmek icin cirpinip duruyor.. Felsefe, din, meditasyon hep bunlar icin var bence. Durup dinleyebilmemiz icin icimizdeki sesi. Dinleyip anlayabilmemiz icin...
3 Aralık 2008 Çarşamba
durdugun yer
strateji degistirmeye karar verdigimden beri daha cok sorgular oldum kendimi. zaten hep eglenirdim ruyalarimi analiz ederken kendi kendimle. evden ise, isten eve gidip gelirkenki yolculuklarimin en keyifli zamanidir kendimi, insanlari, dunyayi anlamaya calistigim dakikalar.. neyse, bir suredir kitaplarinin hediye edildigi ve bir de seminerlerine ayip olmasin diye gittigim, dinledigim ama cok da ciddiye almadigim ciftin seminerlerinde soylediklerini gunluk e-mail olarak almaya basladim. itiraf ediyorum cok iyi geliyor okuduklarim! hepsi bildigim seyler aslinda, hatta onlari tanimadan once de baskalarina verdigim tavsiyeler -kelin melhemi durumlari, biliyorum, biliyorum- .. mesela 2 gun once gelen e-mail'de soyle diyordu:
" birseyin olmasini cok istediginiz halde olmuyorsa zamanlamasi sizin icin iyi olmadigindandir bu. ama unutmayin ki herseyin kendi zamani var ve hersey kendi en uygun zamani icinde gelisiyor. siz bulundugunuz yerden mutlu olun ve bunu tekrarlayin kendinize. bilin ki istediginiz en uygun zamanda olacaktir'.
dedim ya bildigimiz seyler.. dualar da bunu soylemez mi? tasavvuf da, budizm de, annelerimiz de ayni seyi tekrarlamaz mi farkli nedenlerle?
peki neden bu kadar zor kabul etmek ve oluruna birakip herseyi sabretmek??
" birseyin olmasini cok istediginiz halde olmuyorsa zamanlamasi sizin icin iyi olmadigindandir bu. ama unutmayin ki herseyin kendi zamani var ve hersey kendi en uygun zamani icinde gelisiyor. siz bulundugunuz yerden mutlu olun ve bunu tekrarlayin kendinize. bilin ki istediginiz en uygun zamanda olacaktir'.
dedim ya bildigimiz seyler.. dualar da bunu soylemez mi? tasavvuf da, budizm de, annelerimiz de ayni seyi tekrarlamaz mi farkli nedenlerle?
peki neden bu kadar zor kabul etmek ve oluruna birakip herseyi sabretmek??
1 Aralık 2008 Pazartesi
tanidik mi dost mu?
bugunlerde dusunuyorum hep, nedir insani biri ile 'dost' yapan? kimler ile aslinda sadece sadece yolumuz kesistigi icin arkadas, kimler ile dusuncelerimiz, duygularimiz kesistigi icin ruh kardesi oluruz? nasil olur da yillarini gecirdigin insan bir sure gormeyince bir yabanci olurken hic gormedigin, karsilikli gecip gozlerinin icine bakmadigin biri en derinini gorur ve daha da ilginci anlar? ne zaman birakir insan kendini ve sevdiklerini sinamayi? ne zaman kabul eder insan kendini oldugu gibi ve ne zaman ogrenir 'dost'larindan birsey beklememeyi? ya da kimseden birsey beklememeli mi sahiden? sanirim ben cok onceden ogrenmisim kimseden birsey beklememeyi, daha da kotusu kimseye izin vermez olmusum cok zamandir. ben hep dostlarimin yaninda olmaya gayret ettim/ediyorum iyi ve kotu zamanlarinda ama sira bana gelince yalniz carpismayi yegliyorum. peki ama neden? kimseye borclu kalmamak mi derdim yoksa kendime mi cok guveniyorum ya da daha fenasi cok mu begeniyorum kendimi?
bu ara 'izin verme'ye odaklandim. dusunuyorum neden izin ver-e-medigimi bilincli ya da bilincsizce bircok seye...
bu ara 'izin verme'ye odaklandim. dusunuyorum neden izin ver-e-medigimi bilincli ya da bilincsizce bircok seye...
28 Kasım 2008 Cuma
zihni sinir/tembel
evden ise, isten eve giderken hep aklimda bir suru konu oluyor. cogunu yazmaya karar veriyorum, her ne kadar bu blog kendi kendime konustugum bir yer olsa da. sonra, ise geliyorum, bir kosturma, eve gidiyorum baska bir kosturma.. soyle bir decoder olsa, ben dusunurken kelimelere dokulse dusunceler, sabaha kolayca duzenleyip yerlestirsem artik somutlasmis fikirleri. ne iyi olurdu...
26 Kasım 2008 Çarşamba
iste ki olsun (!!)
acaba gercekten once hayalini mi kuruyoruz istedigimiz seylerin ya da bir sekilde bilincaltimizda onceden kodlandiklari icin onceden biliyor muyuz basimiza gelecekleri? o gun dusundugumuz bir dostumuzu aniden, hic hesapta yokken yolda goruvermek mesela. biz dusundugumuz icin mi bu 'tesaduf' olustu yoksa bir sekilde hissettik mi onu gorecegimizi?
bunlari dusunuyorum derin derin son zamanlarda.. tabii derdim kendimle, strateji degistirmeye karar verdim ya once anlamak lazim niye boyle oldugumu. su bebek meselesi mesela, ben cok istedigimi dusunuyorum ve hayal de ediyorum ama acaba bilincaltimda baska seyler mi var? sanirim benim derdim istedikten sonra olmasina izin ver-e-memek. sabirli olamamak. herseyin zamani vardir kismina pek de inanmamak ve icten ice bir kendini begenme ile herseyi yonetebilecegini sanmak.. ders almakla ilgili bir sorun yuzunden sadece 1 kez gorusmek zorunda kaldigim biri, yillar once bana 'dunyayi yonetemezsin' demisti. kadin beni hic tanimadan simdiye kadarki hayatimi ozetleyivermis megerse...
bunlari dusunuyorum derin derin son zamanlarda.. tabii derdim kendimle, strateji degistirmeye karar verdim ya once anlamak lazim niye boyle oldugumu. su bebek meselesi mesela, ben cok istedigimi dusunuyorum ve hayal de ediyorum ama acaba bilincaltimda baska seyler mi var? sanirim benim derdim istedikten sonra olmasina izin ver-e-memek. sabirli olamamak. herseyin zamani vardir kismina pek de inanmamak ve icten ice bir kendini begenme ile herseyi yonetebilecegini sanmak.. ders almakla ilgili bir sorun yuzunden sadece 1 kez gorusmek zorunda kaldigim biri, yillar once bana 'dunyayi yonetemezsin' demisti. kadin beni hic tanimadan simdiye kadarki hayatimi ozetleyivermis megerse...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Blog Listem
Blog Arşivi
Hakkımda
- ic sohbetleri
- The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger
