25 Kasım 2009 Çarşamba
Bugun
biraz zorlu bir gun. Aklima hep eski aliskanlik, kotu senaryolar geliyor ama ben onlari evirip cevirip yeniliyorum. Mucizeler hep var inananlar icin biliyorum. Hem 'reality' nedir ki? 'Sadece bir kucuk an zaman icinde, bizim tekrar ettigimiz'...
28 Ekim 2009 Çarşamba
gittik donduk..
1 haftalik bir kacis planlamistik, bitti, geri geldik. Bol bol yuruduk, derin derin nefesler aldik, sImsIki tuttuk birbirimizin elinden.. Unlu parkta sabahlari kopeklerini gezdirenleri gorduk. Diger kopeklerle kosturan kopeklerini izleyen gururlu 'ebeveynlere' bakip, isin sosyolojisi/psikolojisi uzerine konustuk uzun uzun. Zar zor yuruyen ama yine de yurumeye devam eden yaslilarla selamlastik sessizce, dokulmus sonbahar yapraklari ellerinde. Neseli kalabaliklara karistik, biraz turist, biraz yerli olduk, sonra 'oteki' yarimin cocukluguna gittik, dokunduk. Cok iyi geldi, cok.. Yine de tatilin en iyi yani eve donmek galiba. Iyi ki gittik ama iyi ki donduk!:)
14 Ekim 2009 Çarşamba
'ev'
Uzun zaman sonra ilk kez dilini hic anlamadigim bir yere gitmek zorunda kaldim. Havaalanindan otele giderken, iki ayri dilde anlasmaya calistigimiz taksiciye yolu harita uzerinde gosterip, camdan disari bakmaya basladim. Aklima ilk yurtdisi seyahatim geldi. Yalnizdim, genctim, hayallerim yine coktu. Ama ilk kez ailemden bu kadar uzaktaydim. Sonsuz yuruyuslerle sehri kesfe ciktigimda, etrafi incelerken dusunduklerimi yine animsadim taksinin arka koltugunda. Insanlardan, sokaklardan, binalardan cok 'guvercinlerin' bizim guvercinlere benzememesi dokunmustu icime. Sonra, duzenli kaldirimlarina bakip ic cekmistim ' benim bu sokaklarda hic anim yok ki' diye. Tam bunlari hatirlarken ve acaba insanin 'evi' neresidir diye sorarken, acik pencereden iceri yeni kesilmis cimlerin kokusu doldu. Gulumsedim ve derin bir nefes aldim, icim disim cimen oldu. Burada da hic anim yoktu ama yeni kesilmis cimen kokusu her yerde ayniydi iste. Denizin goruntusu baska ama iyot kokusunu gozlerimi kapatip icime cektigimde benim cocuklugumun deniz manzarasi orada iste. Dogmadigim, cocukluk anilarimin olmadigi evimi dusundum sonra. Anladim ki 'aksimin' oldugu yer evim benim.
Birkac gun sonra 'hic animin' olmadigi bir baska sehre/ulkeye gidecegiz. Ama bu kez farkli olacak, cunku hem 'oteki yarim'in cocuklugunun gectigi yerleri gorecegim hem yalniz olmayacagim. Yillar oncesinin cocukluk goruntulerinin gectigi yerleri gorecegim, okulunu, o zamanki evini hatta bisiklete bindigi yerlere bakip, gulumseyecegim, O bana gozlerindeki isiltiyla yine anlatirken o zamanlari.. Bu sefer deniz kokusu olmayacak ama cimen kokusu olacak biliyorum, bir de elimi tutan elin sicakligi ve ben kendimi yine' ev'imde hissedecegim icimdeki umutlarla...
Birkac gun sonra 'hic animin' olmadigi bir baska sehre/ulkeye gidecegiz. Ama bu kez farkli olacak, cunku hem 'oteki yarim'in cocuklugunun gectigi yerleri gorecegim hem yalniz olmayacagim. Yillar oncesinin cocukluk goruntulerinin gectigi yerleri gorecegim, okulunu, o zamanki evini hatta bisiklete bindigi yerlere bakip, gulumseyecegim, O bana gozlerindeki isiltiyla yine anlatirken o zamanlari.. Bu sefer deniz kokusu olmayacak ama cimen kokusu olacak biliyorum, bir de elimi tutan elin sicakligi ve ben kendimi yine' ev'imde hissedecegim icimdeki umutlarla...
17 Eylül 2009 Perşembe
Kucuk 1 sey
Bir suru sey var soylemek istedigim su aralar. Ama siraya koyamiyorum aklimdakileri. Oyle cok sey oluyor ki, ben hayranlikla izlemekten yazmaya firsat bulamiyorum. Bir meteor yagmuru olur hani bakakalirsin gozlerini kocaman acip. Iste oyleyim bu aralar. Dun cok ilginc 1 sey oldu, 'bunu not etmeliyim' dedirten. 2 gun once kandildi. Isten ciktim, eve gittim, girdim mutfaga basladim yemek yapmaya ayni her aksam oldugu gibi. Oyalandikca oyalandim mutfakta, sonra nereden aklima geldiyse kandil simidi yapmaya karar verdim. Oyle cok sevmem aslinda kandil simidini ama dedim ya aklima geldi birden. Internetten 1 tarif buldum, baktim ki mahlep lazim tabii ki yok bizim evde, ama sahlep var:) Uzun lafin kisasi sahlepli uydurmasyon kandil simidi yaptim, afiyetle yedik ama kandil simidi tadinda degildi tam.
Sonra, ertesi gun ise geldim. Isteki arkadaslarimdan biri haftasonu icin Istanbul'a gitmisti. O geldi, biraz lafladik. 'aah' dedi lafin arasinda 'dur sana birsey getirdim'. Hemen kosup bir paket kandil simidi tutusturdu elime! Inanamadim tabii ben. Yine bakakaldim, konusamadim:) Guney Amerikali biri Istanbul'a gidince neden kandil simidi getirir, baklava, lokum gibi secenekler dururken? O kadar insanin icinde neden sadece bana verir koca 1 paketi acip ortaya koymak varken, her zaman yaptigimiz gibi? Sadece tesaduf ile aciklamak mumkun mu peki bunu? Dedim ya kucucuk bir sey ama dunden beri gulumsememi silemedi dudaklarimin kenarindan. Farkinda olanlar icin isteklerinin/hislerinin bir saglama belki bu tur olaylar..
Sonra, ertesi gun ise geldim. Isteki arkadaslarimdan biri haftasonu icin Istanbul'a gitmisti. O geldi, biraz lafladik. 'aah' dedi lafin arasinda 'dur sana birsey getirdim'. Hemen kosup bir paket kandil simidi tutusturdu elime! Inanamadim tabii ben. Yine bakakaldim, konusamadim:) Guney Amerikali biri Istanbul'a gidince neden kandil simidi getirir, baklava, lokum gibi secenekler dururken? O kadar insanin icinde neden sadece bana verir koca 1 paketi acip ortaya koymak varken, her zaman yaptigimiz gibi? Sadece tesaduf ile aciklamak mumkun mu peki bunu? Dedim ya kucucuk bir sey ama dunden beri gulumsememi silemedi dudaklarimin kenarindan. Farkinda olanlar icin isteklerinin/hislerinin bir saglama belki bu tur olaylar..
18 Ağustos 2009 Salı
anlasildi tamaaam...
Sabah yine sarkilardan fal tuttum, 864 sarki icinden sansima su cikti:
Non Je Ne Regrette Rien
Ben mi, gulumsedim ve dinledim sonuna kadar.. Aldim mesaji:)
Non Je Ne Regrette Rien
Ben mi, gulumsedim ve dinledim sonuna kadar.. Aldim mesaji:)
8 Ağustos 2009 Cumartesi
calis cabala olmuyor
Yeniden okumayi severim 'basucu kitaplarimi'. Tipki bazi filmleri defalarca izledigim gibi. Her okuyusta farkli anlamlar bulabilir insan ayni cumlede. Bu ara okudugum kitabin oykusunu yine yillar once okumustum ama baska bir yazarin aklindan/yureginden cikan kelimelerden.
Bir sufi seyhi ile bir fakih, 'bilim insani' arasindaki konusma bu yaziyi yazmama neden olan:
'.......
Fakih: Duygu ile esinle yaratilmis eserler yorum gerektirmezler ki. ......
Sufi: Biliriz, siz bilginin yalnizca mantik yolu ile elde edilebilecegine inanirsiniz. En azindan duygu ile elde edilemeyecegine, hele hele esrik duygularla..
F: Cok dogru, bildigim kadari ile duygu dusunmeyi engeller. Esrime ise insani bu olanaktan busbutun yoksun kilar.
S: Bu, duygularin mi size, yoksa sizin mi duygulariniza yon verdiginize baglidir?
F: Eger duygulara yon verilebiliyorsa, bu yine irade ve mantik sayesindedir. Hem, duygularimizi bastirmak, onlara yon vermek icin harcadigimiz zamani, bilgimizi cogaltmak icin harcasak daha dogru olmaz mi?
S: Bizim yolumuz harcama ve bastirma yolu degil, cogaltma ve gelistirme yoludur. Ama duygulara ragmen degil, duygularla, hatta en esrik duygularla, kizip kopurmelerle, gozunu duman burumelerle..
F: Ofke, sarhosluga benzer. Insan ofkeliyken kendinde degildir, kendini yonetemez durumdadir, yitirmistir kendini.
S: Biz de iste hedefe tam boyle ulasilacagini dusunuyoruz: kendinden gecerken kendini yitirmemek, ama kendine yeniden kavusmak, kendini yeniden bulmak. Hakikate yalnizca akilla degil, tum varligimizla, benligimizle ulasmak.
F: Bense bugune dekhakikate ulasma yolunu bilimin yolu olarak gordum, duygularin, kizip kopurmelerin yolu degil..
S: Akliniz herhangi bir sorunun cozumu ile mesgulken yemek yemeyi ya da uyumayi unuttugunuz olmaz mi sizin? Herhalde tam aciklayamadim: Bizim hakikati kavrama yolumuz akli yadsimaz. Tam tersine, akli temel olarak aliriz. Ondan uzaklasir gibi olmamiz, kusun ucmak icin yerden uzaklasmasina benzer.
.......
S: Hakikati bulmanin yolu sizin icin kusku, bizim icin inanc.. Sizi harekete geciren guc yarar, bizi harekete gecirense ask...
F: Insanlara yarar saglama arzusunu onlara duyulan asktan ayirmak mumkun mudur?
S: Bu, asktan ne anladiginiza baglidir. Ornegin, siz bizim oruclarimizi, geceyi uyumadan gecirmelerimizi ve bu turden agir bedensel uygulamalarimizi zararli, insanlik disi, en azindan yararsiz buluyorsunuz. Oysa bunlar sizin kusku mantiginizin da, yarar sevginizin de asla saglayamayacagi birsey saglar: akli ve ruhu azad eder, hur kilar. Kisacasi, sagideger fakih, biz, sizin zaman zaman uyumayi ve yemeyi bir yana birakarak bilincsizce yaptiginizi, bilincli olarak yapiyoruz.
....'
Hep akla ve aklin gosterdigi yolla 'dogruyu' arayan biri icin ilginc bu okuduklarim. Cok degil 1-2 ay once bir yazismamizda, yazdiklari cogu zaman baska yollar acan zihnimde, blog dostuma 'en azindan cabaliyorum degil mi?' diye sormustum. O ise bana' insan cabalayarak birsey ogrenmez ki' demisti. O zaman cevap vermemistim ama cok tuhaf gelmisti bu yanit bana. Elbette insan calisarak ogrenir-di- birseyleri, bu da cabalamakti iste. Gunler, geceler boyu uykusuz kalip gecilen sinavlar, basarilar ancak cabalama ile kazanilirdi.
Simdi geri donup, ayni kitabi yeniden okumak gibi, dusunuyorum yine. Cabalamak degil demek onemli olan, sadece farkinda olmak, farkinda olmak ve izin vermek...
dingin bir sabah
Bahceye ciktim biraz once. Hic aklimda yokken, biraz oturup cimlere nefes calismak geldi icimden. Kapadim gozlerimi, lotus pozisyonunda oturdum ve derin derin nefes almaya basladim. Her biri bir oncekinden daha yavas, verdim sonra geriye. Her aldigim nefesle gozumun onunde baska bir renk beliriverdi, her verdigim nefesle dalga dalga kayboldu sonra. Dalgalar yavasladi, renkler durdu, hersey beyaz oldu. Icimde duran nefes ses olarak cikti bu kez. Acele etmedim, biraktim kendi sesimin tinisi rahatlatsin bedenimi, ruhumu.. Bahcede asili, yeni yikanmis camasirlarin kokusu, ruzgarin getirdigi cicek ve cim kokusuna karisti, ben devam ettim nefes almaya. Komsu evlerden birinden bir saksafon sesi karisti havaya, durdum ve dinledim. Sonra biraktim kendi ritmi ile nefes alsin vucudum, ben kaldigim yerden devam ettim hayata.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Blog Listem
Blog Arşivi
Hakkımda
- ic sohbetleri
- The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger
