28 Aralık 2008 Pazar
Susmak
cok zormus! Ben herseyimi sesli yasarim. Sevgim de, sevincim de, kızgınlıgım, ofkem de hep disimdadir. Bir suredir ailemin bir kismina -bir kisim medya gibi oldu:)- biraz kizgin, cokca kirgindim. Kizginlik cabuk gecti ama kirginlik devam ediyor(du). Uzakta olmanin da avantaji ile konusmuyordum pek telefonda onlarla. Bizim icin tatil olan su zamanlarda onlarla kalacagimiz icin bir suredir gergindim acikcasi. Kimseyi kirmak istemiyordum ama kirginligimi da atamamistim. Bunu da cokca seslendirdim dostlarima: 'Off ne yapacagim simdi, konusmak istemiyorum ki ben onlarla simdi, stresliyim cok' diye dert yandim. Ne mi oldu???? İste ki olsun bir kez daha kendini bana gosterdi! Daha vardigimiz gun araba bozuldu, cekici gelene kadar ben sogukta dondum ve o gun bugundur sesim kisik!!!!:)Simdi konusmak istiyorum ama bogazim cok aciyor konusunca, ben de 'ee bunu sen istedin' diyorum kendime ve dinliyorum bolca...
25 Aralık 2008 Perşembe
Dun
Dun her yer kalabalikti, insanlar evlerine kosuyorlardi alisveris torbalari dolu. Uzun zamandir gormedikleri aile bireyleri icin hazirlayacaklari yemekler akillarinda..
Dun sokaklarda insanlar korolar halinde 'birbirinizi affedin, kendiniz icin af dileyin, Tanri'nin oglu sizi seviyor' diyordu.
Dun kafamin icinde Leonard Cohen o cok sevdigim sarkisini mirildaniyordu:
And Jesus was a sailor
When he walked upon the water
And he spent a long time watching
From his lonely wooden tower
And when he knew for certain
Only drowning men could see him
He said "All men will be sailors then
Until the sea shall free them"
But he himself was broken
Long before the sky would open
Forsaken, almost human
He sank beneath your wisdom like a stone
Dun sokaklarda insanlar korolar halinde 'birbirinizi affedin, kendiniz icin af dileyin, Tanri'nin oglu sizi seviyor' diyordu.
Dun kafamin icinde Leonard Cohen o cok sevdigim sarkisini mirildaniyordu:
And Jesus was a sailor
When he walked upon the water
And he spent a long time watching
From his lonely wooden tower
And when he knew for certain
Only drowning men could see him
He said "All men will be sailors then
Until the sea shall free them"
But he himself was broken
Long before the sky would open
Forsaken, almost human
He sank beneath your wisdom like a stone
24 Aralık 2008 Çarşamba
Guleriz aglanacak halimize...
Biraz once haberlerde cok komik birsey duydum. Adamin biri karisi ile kavga etmis ve mahkeme CEZA olarak kitap okumalarini sart kosmus:) Ellerinde kitap sarmas dolas roportaj veriyorlardi.
Acaba diyorum onceki hayatimda cok mu suc isledim:)
Acaba diyorum onceki hayatimda cok mu suc isledim:)
23 Aralık 2008 Salı
Karma
Cok uzun zamandir beni uzen birsey bugun sona erdi. Bir tur is meselesi, gereksiz yere strese sokan, olmadik uzuntulere neden olan, bir suru sorun yaratan bir is ve tum bunlarin sebebi olan 1 kadin. Son 4 aydir o kadar kizdim, o kadar uzuldum, o kadar kotu seyler dusundum ki! Bugun, birden isler bizim acimizdan yoluna girince ve -umarim- o kadini son kez gordugumde sadece uzuldum onun adina. Giderken o hala beni, bizi provoke edici seyler soyluyordu bense sakince durdum ve ' cok uzuluyorum senin icin, cok zor olmali boyle yasamak' dedim sadece.. Birsey diyemedi, sadece bakakaldi, gulmeye calisti ama birsey diyemedi. Ben sahiden uzuldum bu kadar negatif enerji ile dolu oldugu ve surekli birilerinin basini belaya sokmaya calistigi icin. Hastaliktan gozunu acamayan cocugu icin, artik onunla basedemedigi her halinden belli olan kocasi icin ama en cok onun icin.Bunca zamandir bu kadar kizginken boyle olabildigim icinse aferin dedim kendime. Sonra onu, kendi inandigi Tanrilara havale ettim, gitti.. Bu da bu yilin en iyi haberi oldu gider ayak:)
22 Aralık 2008 Pazartesi
Iyimser
" You are just a few laughs away from letting a whole lot of good stuff in. You are just a few kisses away from letting a whole lot of good stuff in. You are just a little bit of relief away from letting a whole lot of good stuff in."
Haftasonu turistcilik oynadik. Nerede kalabalik gorduysek oraya girdik, negatif elektrik falan kalmadi insanlarla carpismaktan. Bu ara herkes pek mutlu. Yeni umutlar, isikli panolar, ucuzluklar, bir cesit sifirlama sansi hayati yeni yilla birlikte cocuksu bir cosku veriyor insanlara. Bindigimiz metronun soforu- hala bilmiyorum ne denir baska??- hic usenmeden bizim metroda oldugumuz sure boyunca her durakta gelenlere 'hosgeldiniz', gidenlere 'iyi aksamlar,iyi yillar, hersey gonlunuzce olsun, tanri sizi korusun' dedi. Her 2dk da bir bunlari tekrarladi yeniden yeniden... Herkesin iyimser olmaya, iyi seyler beklemeye ne cok ihtiyaci var su aralar. Tanri sahiden de hepimizi korusun!
Haftasonu turistcilik oynadik. Nerede kalabalik gorduysek oraya girdik, negatif elektrik falan kalmadi insanlarla carpismaktan. Bu ara herkes pek mutlu. Yeni umutlar, isikli panolar, ucuzluklar, bir cesit sifirlama sansi hayati yeni yilla birlikte cocuksu bir cosku veriyor insanlara. Bindigimiz metronun soforu- hala bilmiyorum ne denir baska??- hic usenmeden bizim metroda oldugumuz sure boyunca her durakta gelenlere 'hosgeldiniz', gidenlere 'iyi aksamlar,iyi yillar, hersey gonlunuzce olsun, tanri sizi korusun' dedi. Her 2dk da bir bunlari tekrarladi yeniden yeniden... Herkesin iyimser olmaya, iyi seyler beklemeye ne cok ihtiyaci var su aralar. Tanri sahiden de hepimizi korusun!
16 Aralık 2008 Salı
bulasici
Bugunun guzel bir gun olacagini biliyordum ama bekledigimden cok daha iyi gecti ve cok eglendim. Gulmekten ve konusmaktan cenem agriyor hala:) Sonra, elimde paketler eve donerken metroda esnedim bir ara. Ama elimde gazete oldugundan agzimi kapatamadim, biri ile gozgoze geldik o an. Ben utancla gulumsedim, o da bana gulumsedi. Bir anlik, oyle kucuk, zararsiz bu gulumseme ikimizede iyi geldii. Diger hatta gecmek icin indim sonra, platform degistirirken bir baktim binecegim tren geldi. Ayagimdaki topuklular merdivenlerden kosmami onledigi icin tam ben istasyona gelmistim ki, kapilar kapandi. Hala suratimda biraz onceki gulumseme asili idi. iste o an cok tuhaf bir sey oldu: Is cikisi kalabaliginda, ustelik de kalkmak uzere iken metronun kapilari benim icin yeniden acildi:) Bu nazik metro soforune -sahi ne denir metroyu kullanana?- el salladim ve herkesin gulumser bakislari altinda girdim iceri..
Biliyordum ben eskiden gulumsemenin bulasici oldugunu, ama unutmusum iste bir suredir. Bugun kendini hatirlatti, iyi oldu...
Biliyordum ben eskiden gulumsemenin bulasici oldugunu, ama unutmusum iste bir suredir. Bugun kendini hatirlatti, iyi oldu...
15 Aralık 2008 Pazartesi
akintiya karsi
'Rest seems like a nice contrast to overwhelment, but enthusiasm is always chosen over rest. The only thing that ever makes you tired or bogs you down is resistance.'
Su ara suyun akisina dogru yuzme denemeleri yapiyorum kafamda. Bir turlu tam oturmuyor ama hipotez yerine. Akintiya daha basindan teslim mi etmeli vucudumuzu? Peki ya somon baliklari? Akintiya karsi yuzdukleri icin mi yasayabiliyorlar bir balik icin oldukca uzun olan bir omru? Tam 60 yil(!). Bunun icin mi o kadar gucluler ve lezzetli etleri? Akintiya karsi durmanin iyi yanlari da var demek istiyorum galiba. Tamam kabul, her zaman degil belki. Uzakta yasan olarak ilginc buldugum bir diger mesele daha var somonlarla ilgili kafamda. Ne kadar uzaga giderlerse gitsinler sonunda hep dogduklari yere donmeyi basariyorlar olmek icin. Bir de hafizasi yok derler baliklarin!
Not: Bu kadar somon felsefesinden sonra oglen yemekte ne vardi? Tabii ki somon:)
Su ara suyun akisina dogru yuzme denemeleri yapiyorum kafamda. Bir turlu tam oturmuyor ama hipotez yerine. Akintiya daha basindan teslim mi etmeli vucudumuzu? Peki ya somon baliklari? Akintiya karsi yuzdukleri icin mi yasayabiliyorlar bir balik icin oldukca uzun olan bir omru? Tam 60 yil(!). Bunun icin mi o kadar gucluler ve lezzetli etleri? Akintiya karsi durmanin iyi yanlari da var demek istiyorum galiba. Tamam kabul, her zaman degil belki. Uzakta yasan olarak ilginc buldugum bir diger mesele daha var somonlarla ilgili kafamda. Ne kadar uzaga giderlerse gitsinler sonunda hep dogduklari yere donmeyi basariyorlar olmek icin. Bir de hafizasi yok derler baliklarin!
Not: Bu kadar somon felsefesinden sonra oglen yemekte ne vardi? Tabii ki somon:)
kendime..
Gecen gece oylesine kanallarda gezinirken Okan Bayulgen'in programina denk geldim. 90larin pop sarkicilari vardi konuk olarak. Hic tanimadiklarim, sinir olduklarim o zamanlar ve o zaman oldugu gibi simdi de cok sevdigim bir suru kisi.. Canli olarak caldilar/soylediler eski sarkilarini. Komik ama gozumun onune geldi benim de o zamanlarim. Bir an once okulun bitmesini istedigim, cok asik oldugum marazi askim, iyimser, mutlu, cocuk ama kendini cok buyuk sanan halim. Biraz aci bir gulumseme ile dusundum bu garip durumu. O zamanlar gecmesi/bitmesi icin ugrastigim zamanlari biraz ozlemle anmak. Tuhafti. Ben nostaljik bir tip olmadim hicbir zaman. Hic onceki bir zamanima da donmek istemedim. Hep simdiden, dahasi gelecekten umutlu oldum ya o yuzden bu duygu biraz yabanci geldi o gece. Cok sevdigim sarkici cok sevdigim 'depresif':) sarkisini calarken ve onsuz yasayamam sandigim marazi askimi dusunurken buldum kendimin 15 sene onceki halini. Sonra, mumkun olsa da o zamana geri gitsem diye dusundum, ne yapardim, ne derdim o zamanki halime simdiki bu halimle? Galiba elimi tutar ve 'merak etme hersey iyi olacak, hatta beklediginden bile cok iyi, merak etme' derdim. Ardindan 15 sene sonraki halim simdiki halimin elini tuttu ve guzel ruyalar gormek uzere uyumaya gittik:)
5 Aralık 2008 Cuma
realite??
Bir onceki yazimda bahsettiklerimi dusunuyorum son zamanlarda. Eger hersey hucrelerimizin hafizasinda kayitli ise, biz zaten bir sekilde biliyorsak basimiza gelecekleri ve sadece istemenin yeterli olacagini, nasil ve daha da onemlisi ne zaman unutuyoruz tum bunlari? Hayat, egitim, cevre mi degistiriyor bakis acimizi? Modern hayat, sosyal duzen surekli birseyleri basarmayi, hep en olmayi bunun icin de deli gibi calismayi, olmayan sey icin daha da daha da israrci ve ac olmayi ogretiyor bize. Sanirim biz de tam iste bu arada kaybediyoruz 'olmayan iste de bir hayir olabilecegini' ve yapmamiz gerekenin durup biraz nedenini sorgulayip ya da hic sorgulamayip (!) isleri oluruna birakmak gerektigi gercegini. Sonra cok basarili, cok piriltili hayatimiz kucucuk bir sey yuzunden darmadagin olabiliyor ve biz sasip kaliyoruz. Sansli olanlarimiz yeniden ogrenmeye/hatirlamaya calisiyor ve baska gozlerle bakabiliyor hayata.. Digerleri ise antidepresanlarla avunup, daracik bir kuyuda biraz isik gorebilmek icin cirpinip duruyor.. Felsefe, din, meditasyon hep bunlar icin var bence. Durup dinleyebilmemiz icin icimizdeki sesi. Dinleyip anlayabilmemiz icin...
3 Aralık 2008 Çarşamba
durdugun yer
strateji degistirmeye karar verdigimden beri daha cok sorgular oldum kendimi. zaten hep eglenirdim ruyalarimi analiz ederken kendi kendimle. evden ise, isten eve gidip gelirkenki yolculuklarimin en keyifli zamanidir kendimi, insanlari, dunyayi anlamaya calistigim dakikalar.. neyse, bir suredir kitaplarinin hediye edildigi ve bir de seminerlerine ayip olmasin diye gittigim, dinledigim ama cok da ciddiye almadigim ciftin seminerlerinde soylediklerini gunluk e-mail olarak almaya basladim. itiraf ediyorum cok iyi geliyor okuduklarim! hepsi bildigim seyler aslinda, hatta onlari tanimadan once de baskalarina verdigim tavsiyeler -kelin melhemi durumlari, biliyorum, biliyorum- .. mesela 2 gun once gelen e-mail'de soyle diyordu:
" birseyin olmasini cok istediginiz halde olmuyorsa zamanlamasi sizin icin iyi olmadigindandir bu. ama unutmayin ki herseyin kendi zamani var ve hersey kendi en uygun zamani icinde gelisiyor. siz bulundugunuz yerden mutlu olun ve bunu tekrarlayin kendinize. bilin ki istediginiz en uygun zamanda olacaktir'.
dedim ya bildigimiz seyler.. dualar da bunu soylemez mi? tasavvuf da, budizm de, annelerimiz de ayni seyi tekrarlamaz mi farkli nedenlerle?
peki neden bu kadar zor kabul etmek ve oluruna birakip herseyi sabretmek??
" birseyin olmasini cok istediginiz halde olmuyorsa zamanlamasi sizin icin iyi olmadigindandir bu. ama unutmayin ki herseyin kendi zamani var ve hersey kendi en uygun zamani icinde gelisiyor. siz bulundugunuz yerden mutlu olun ve bunu tekrarlayin kendinize. bilin ki istediginiz en uygun zamanda olacaktir'.
dedim ya bildigimiz seyler.. dualar da bunu soylemez mi? tasavvuf da, budizm de, annelerimiz de ayni seyi tekrarlamaz mi farkli nedenlerle?
peki neden bu kadar zor kabul etmek ve oluruna birakip herseyi sabretmek??
1 Aralık 2008 Pazartesi
tanidik mi dost mu?
bugunlerde dusunuyorum hep, nedir insani biri ile 'dost' yapan? kimler ile aslinda sadece sadece yolumuz kesistigi icin arkadas, kimler ile dusuncelerimiz, duygularimiz kesistigi icin ruh kardesi oluruz? nasil olur da yillarini gecirdigin insan bir sure gormeyince bir yabanci olurken hic gormedigin, karsilikli gecip gozlerinin icine bakmadigin biri en derinini gorur ve daha da ilginci anlar? ne zaman birakir insan kendini ve sevdiklerini sinamayi? ne zaman kabul eder insan kendini oldugu gibi ve ne zaman ogrenir 'dost'larindan birsey beklememeyi? ya da kimseden birsey beklememeli mi sahiden? sanirim ben cok onceden ogrenmisim kimseden birsey beklememeyi, daha da kotusu kimseye izin vermez olmusum cok zamandir. ben hep dostlarimin yaninda olmaya gayret ettim/ediyorum iyi ve kotu zamanlarinda ama sira bana gelince yalniz carpismayi yegliyorum. peki ama neden? kimseye borclu kalmamak mi derdim yoksa kendime mi cok guveniyorum ya da daha fenasi cok mu begeniyorum kendimi?
bu ara 'izin verme'ye odaklandim. dusunuyorum neden izin ver-e-medigimi bilincli ya da bilincsizce bircok seye...
bu ara 'izin verme'ye odaklandim. dusunuyorum neden izin ver-e-medigimi bilincli ya da bilincsizce bircok seye...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Blog Listem
Hakkımda
- ic sohbetleri
- The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger
