26 Kasım 2008 Çarşamba

iste ki olsun (!!)

acaba gercekten once hayalini mi kuruyoruz istedigimiz seylerin ya da bir sekilde bilincaltimizda onceden kodlandiklari icin onceden biliyor muyuz basimiza gelecekleri? o gun dusundugumuz bir dostumuzu aniden, hic hesapta yokken yolda goruvermek mesela. biz dusundugumuz icin mi bu 'tesaduf' olustu yoksa bir sekilde hissettik mi onu gorecegimizi?



bunlari dusunuyorum derin derin son zamanlarda.. tabii derdim kendimle, strateji degistirmeye karar verdim ya once anlamak lazim niye boyle oldugumu. su bebek meselesi mesela, ben cok istedigimi dusunuyorum ve hayal de ediyorum ama acaba bilincaltimda baska seyler mi var? sanirim benim derdim istedikten sonra olmasina izin ver-e-memek. sabirli olamamak. herseyin zamani vardir kismina pek de inanmamak ve icten ice bir kendini begenme ile herseyi yonetebilecegini sanmak.. ders almakla ilgili bir sorun yuzunden sadece 1 kez gorusmek zorunda kaldigim biri, yillar once bana 'dunyayi yonetemezsin' demisti. kadin beni hic tanimadan simdiye kadarki hayatimi ozetleyivermis megerse...

Hiç yorum yok:

Blog Listem

Powered By Blogger

Hakkımda

Fotoğrafım
The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger