En cok sevdigim mevsim kisti eskiden. Yazin dogmus olmama ragmen pek sevmezdim yazlari. Herkesin evlere kactigi, yapis yapis terli, sonra kotu kokulu, geceleri uyunamayacak kadar sicak yazlari sevmezdim iste. Halbuki kislar hep daha 'sicak'ti benim icin. Konserler, sinemalar, festivaller, kitap fuarlari, sicacik kahve molalari ile taclanan dost sohbetleri.. Bu yuzdendir belki de hep usumeyi terlemeye tercih ettim. Sonra, Istanbul'un yapis yapis yazlarini ve simsicak kislarini birakip baska bir ulkeyi, baska bir sehri izlemeye basladim. Bu sehirde sevdigim cok sey var ama yine de ozledigim seyler de var o sikayet ettigim ulkeye, sehre ait. Ya ben cok gectim, aklim ruhum, beynim her daim 'bahar'di, ya da mevsim gecisleri pek belli olmuyordu, birden paltolari cikarip, tisortle gezer oluyorduk, o yuzden pek 'bahari' hissetmiyordum. Benim icin ilk bahar demek sinav, yaz tatili planlari; sonbahar demek okulun acilmasi, hayatin canlanmasi demekti. Tamam, martta acan, adadan, cingenelerin getirdigi mimozalar mujdelerdi bahari, sonra bogazdaki erguvanlar da ama galiba ben hep mesguldum ve bunlar sadece kucuk ayrintilardi benim icin. Yine de ilk cikan mimozalari hep ben alirdim.
Bu sehirde kislar cok soguk degil, yazlar da pek yaz gibi degil ama kesinlikle baharlar bahar gibi! 2 gundur, ise giderken hayranlikla bakiyorum etrafima. Yolun 2 tarafinda da agaclar cicek acmis. Beyaz, pembe, daha pembe, en pembe.. Cicek icinde agaclar. Yemyesil cimlerin arasinda, sumbuller, nergisler, laleler biz de variz dercesine kafalarini kaldiriyorlar. Gunes arada bir ciksa da bulutlarin arasindan, hepimize yetiyor verdigi enerji, isik. Biraz once, sabahin korunde uyaninca, arka bahceye ciktim. Guller tomurcuk vermis, kurumus dallar yesermeye yuz tutmus. Bizim suprizli bir bahcemiz var. Oyle ki, bir bakiyorsunuz laleler acmis, sonra ayni yerden 2 ay sonra gardenyalar kafalarini uzatmis. Bir suru tomurcuk vardi yine sabah ama hangisinden ne acacak bilemiyorum, supriz:) Severim cicekleri ama dogrusu ugrasmayi sevmezdim daha once. Annem super bir bahcivandir simdi de 'oteki yarim' seviyor toprakla oynamayi. Gecen yil, cicek pazarindan bir suru cicek alip gelmistik. Hercai menekseler, begonviller, ortancalar, degisik cicek soganlari. Hepsini bir yerlere diktik, saksilar cicek doldu ama baktik, toprak yeterli degil. Bunun uzerine on taraftan, cicek tarhindan biraz toprak caldik. Biraz once baktim ki, bizim caldigimiz topraklarin icine saklanmis baska soganlar varmis:) Simdi ayni saksida sardunyalarla nergisler arkadas olmus, gulumsediler, beni boyle saskin gorunce.
Yaslanmakla mi alakali bilemem ama bu bahar sanki baska bir bahar. Disarida agaclar, cicekler, icimde hayallerimin tomucuklari. Icim disim bahar!
Gunun sarkisisi: Bulent Oracgil, Butun cicekler su ister
14 Mart 2009 Cumartesi
8 Mart 2009 Pazar
Butun kadinlara

Guclu kadinlari hep sevdim. Ne sansliyim ki ailemdeki kadinlar hep ayaklari yere basan, haksizliklara bas kaldiran, entellektuel, gerektiginde yuruyup gitmesini de bilen kadinlardan. Sonra buyudum ve anladim ki butun kadinlar guclu aslinda. Egitimleri, konumlari, yaslari kac olursa olsun hep antenleri acik, ogrenmeye, anlamaya egilimli, kimi zaman sadece sessiz kalarak kimi zaman sozlerinin sonuna kadar arkasinda durmayi bilen butun kadinlar...
Guzelliginizin, akilliliginizinin, tatliliginizin, sevmekten ve vermekten korkmayisinizin,
Kendiniz olup baska hickimseye benzememenizin, ve hatta birbirinize bile,
Bir degil de iki X kormozomuyla yaratilmis olusumuzun ulvi amacini hakli cikardigini dusunuyorum.
8 MART kadinlar gununuzu cok sevdigim ve en ozledigim cicek olan mimozalarla kutlarim!
5 Mart 2009 Perşembe
metroda 1 sabah:
Gecen gun, ise gelirken sabah, biraz gec kaldim. Daha dogrusu her zamanki 'yol arkadaslarim' ile ayni metroya yetisemedim. Her zamanki yerime oturdum ve yeni yoldaslarimi incelemeye koyuldum. Tam karsimdaki koltugun yaninda orta yasin uzerinde, uyuklayan bir adam vardi. Kulaginda da kulakliklar, ama kafasini tutunmak icin kullanilan demire dayamis, uyuyordu iste. Bir durak sonra biri daha katildi aramiza ve karsimdaki koltuga, uyuyanin yanina oturdu. Uyuklayan adam ne kadar yorgun, bezgin gorunuyorsa bu yeni, genc, yakisikli, motosiklet montlu, hafif uzun sacli, bakimli, guzel giyimli ve yine kulaginda kulaklikli yolcu o kadar zittiydi komsununun. Sadece ben degil herkes dondu bakti aramiza katildiginda:) Birkac durak gitmistik ki, bu arada uyuklayan kahramanimiz arada gozlerini aralayip kontrol ediyordu hangi istasyonda oldugumuzu, tren bir sure durdu. Durunca, motorun sesi de kesildi. Boylece, bu 20-30sn lik sessizlikte butun diger sesler duyulur oldu. Uyuklayan kahramanin kulakliklarindan disari tasan muzigin sesi de! Iste o anda herkes saskin gozlerini yari-uykulu kahramanimiza cevirdi, son derece yuksek bir volumde heavy-metal/punk karisimi dinleyip uyuyabilen bu muthesem adama! Ama en cok da komsusunun yuzundeki saskin ifade gorulmeye degerdi. Ben hemen gazetemle yuzumu gizledim tabii, bu harika andan aldigim zevk gorunmesin diye..
Simdi yazdiklarimi okudum da, aklima geldi. S Ferah ya da Pink bagirirken kulagimda benim hakkimda ne dusunuyordur acaba insanlar? Dusuncesi bile eglenceli:)
Dinledigin muzik/dusuncelerin/hayata bakisin ile dis gorunusunun neden ortusmesi gereksin ki?
Simdi yazdiklarimi okudum da, aklima geldi. S Ferah ya da Pink bagirirken kulagimda benim hakkimda ne dusunuyordur acaba insanlar? Dusuncesi bile eglenceli:)
Dinledigin muzik/dusuncelerin/hayata bakisin ile dis gorunusunun neden ortusmesi gereksin ki?
bahar, mod, vs vs vs
Bu aralar 4 gozle bahari bekliyorum. Gunes bize bulutlarin arasindan 'nanik' yapip yine uyumaya gidiyor. Tam cicekler acti, gunler uzadi, hava da duzeliyor galiba derken yine ruzgar, yagmur, soguk. Yok yanlis anlasilmasin, severim ben, annemin deyimiyle, 'puslu' havalari ama icimde bahar coskusu varken bu aralar, istiyorum ki disarisi da uysun buna.
Yine havalari sucluyorum, ama cok zorlaniyorum son zamanlarda yataktan kalkmakta. Gec yatiyorum, bir suru sey oluyor hayatimda ve ben bunlardan cok mutluyum ama su sabah erkenden kalkmak yok mu! Yeni aslinda bana bu sabah kalkamama durumlari. Sabah erkenden uyanmayi, hemen yataktan kalkip kosturmayi sevdim aslinda hep ben. Su siralar cok yorgunum sabahlari, neredeyse aksamkinden daha yorgun. Sabah alarmi, radyonun klasik muzik kanali. Acaba diyorum degistirsem muzigi ise yarar mi? Aklimdaki birkac aday:
* Gripin'in 'hadi kalk hadi kalk uyaaaan, dinle beni gec olmadan' diye baslayip giden akustik sarkisi. Tehlikesi sarkinin 'gittik, gorduk, geldik yolar yalan' diye de bir de-motive edici bolumu olmasi:)
* Sebnem Ferah'tan 'sil bastan', hani her sabah yeni baslar ya hayat.. Ama biraz yavas basliyor sarki, buyuk ihtimalle ben ruya goruyor olabilirim nakarata ulasildiginda:)
* Yoksa, Pavarotti, Bryan Adams, Andrea Bocelli'den 'all for love' mi iyi gider?
Yok, yok buldum galiba en iyisi M Sandal'dan 'kiz seni alan yasadi' ile uyanmak:) Kendini begenmis mi, kim ben mi????
Yine havalari sucluyorum, ama cok zorlaniyorum son zamanlarda yataktan kalkmakta. Gec yatiyorum, bir suru sey oluyor hayatimda ve ben bunlardan cok mutluyum ama su sabah erkenden kalkmak yok mu! Yeni aslinda bana bu sabah kalkamama durumlari. Sabah erkenden uyanmayi, hemen yataktan kalkip kosturmayi sevdim aslinda hep ben. Su siralar cok yorgunum sabahlari, neredeyse aksamkinden daha yorgun. Sabah alarmi, radyonun klasik muzik kanali. Acaba diyorum degistirsem muzigi ise yarar mi? Aklimdaki birkac aday:
* Gripin'in 'hadi kalk hadi kalk uyaaaan, dinle beni gec olmadan' diye baslayip giden akustik sarkisi. Tehlikesi sarkinin 'gittik, gorduk, geldik yolar yalan' diye de bir de-motive edici bolumu olmasi:)
* Sebnem Ferah'tan 'sil bastan', hani her sabah yeni baslar ya hayat.. Ama biraz yavas basliyor sarki, buyuk ihtimalle ben ruya goruyor olabilirim nakarata ulasildiginda:)
* Yoksa, Pavarotti, Bryan Adams, Andrea Bocelli'den 'all for love' mi iyi gider?
Yok, yok buldum galiba en iyisi M Sandal'dan 'kiz seni alan yasadi' ile uyanmak:) Kendini begenmis mi, kim ben mi????
24 Şubat 2009 Salı
Yol hikayeleri
Tuhaf seyler oluyor yine... Dun ise gelirken yine kulagimda ipod, yeni indirdigim 'eski' sarkilari dinliyordum.. Tam B. Ortacgil ve Teoman 'mavi kus'u soylerken bir anda oluverdi. Otobus, yavasladi, koca govdesi piyano ile ayni ritmi yakaladi ve koca yolda 'mavi kus'a kendi 'kirmizi kus' hali ile eslik etmeye basladi. Saskinlikla etrafima baktim ama herkes sabahin mahmurlugundaydi galiba kimse farketmedi, yok yok, pusetteki bebek anladi:)
Mavi kus sanki bir dustu ve kasla goz arasinda ben de gordum ayni dusu...
Bir baska gun, bu kez eve donerken metroda oldu benzer birsey. Hep sevmisimdir insanlarin yuzlerini incelemeyi. Kucukken, lisedeyken:), insanlarin ellerinden yaptigi isi ve hayatini tahmin etme oyunu oynardim kendi kendime. Sonra, buyuyunce biraz daha dikkatle bakmaya basladim, bu kez yuzlerine. Yuzlerindeki kirisikliklara bakip, o kirisikliklarin anlattiklarini dinlemeye basladim.. Yine boyle bir anda, karsimda oturanlarin cocuk yuzlerini goruverdim. Su adam mesela, ciddi bakislari, takim elbisesi, kirlasmis saclari ve 'onemli' dokumanlarini tutan ellerinde birden merakli cocuk bakislarini gordum. Sonra yaninda oturan, hos zenci kadina takildi gozlerim. Dikkatlice yapilmis makyajindan, elinde simsiki tuttugu cantasina kaydi bakislarim. 'Hello kitty' yaziyordu cantanin uzerinde, o anda dokunup yuzune ' everything is going to be fine baby' demek istedim. Ardindan ayakta duran bir cift ilisti gozume. Adamin olgun bakislari ve kizin muzip gulusleri ile oyalandim biraz. Sonra inecegim duraga yaklastigimi anons etti hep ayni neseli tonla konusan otomatik kadin sesi. Ben kendi cocuklugumu dusundum. Guzel ve mutlu cocuklugumu. Ilginc ama ben hayatimin hicbir donemini yeniden yasamak istemedim simdiye dek. O yuzden hep sevmisimdir dogumgunlerimi. Bulundugum yerden -genelde- memnun, daha cok yuzum ileriye donuk durdum hep. Belki de bu yuzden az 'keske'lerim. Ne guzel.. Cok daha guzel seyler olacak biliyorum, bekliyorum ve umuyorum.. Kendi cocuk yuzumu saklamaya ise hic ugrasmiyorum belki de bu yuzden ozlemiyorum cocuklugumu..
Zaten hep yanimda tasiyorum!
Mavi kus sanki bir dustu ve kasla goz arasinda ben de gordum ayni dusu...
Bir baska gun, bu kez eve donerken metroda oldu benzer birsey. Hep sevmisimdir insanlarin yuzlerini incelemeyi. Kucukken, lisedeyken:), insanlarin ellerinden yaptigi isi ve hayatini tahmin etme oyunu oynardim kendi kendime. Sonra, buyuyunce biraz daha dikkatle bakmaya basladim, bu kez yuzlerine. Yuzlerindeki kirisikliklara bakip, o kirisikliklarin anlattiklarini dinlemeye basladim.. Yine boyle bir anda, karsimda oturanlarin cocuk yuzlerini goruverdim. Su adam mesela, ciddi bakislari, takim elbisesi, kirlasmis saclari ve 'onemli' dokumanlarini tutan ellerinde birden merakli cocuk bakislarini gordum. Sonra yaninda oturan, hos zenci kadina takildi gozlerim. Dikkatlice yapilmis makyajindan, elinde simsiki tuttugu cantasina kaydi bakislarim. 'Hello kitty' yaziyordu cantanin uzerinde, o anda dokunup yuzune ' everything is going to be fine baby' demek istedim. Ardindan ayakta duran bir cift ilisti gozume. Adamin olgun bakislari ve kizin muzip gulusleri ile oyalandim biraz. Sonra inecegim duraga yaklastigimi anons etti hep ayni neseli tonla konusan otomatik kadin sesi. Ben kendi cocuklugumu dusundum. Guzel ve mutlu cocuklugumu. Ilginc ama ben hayatimin hicbir donemini yeniden yasamak istemedim simdiye dek. O yuzden hep sevmisimdir dogumgunlerimi. Bulundugum yerden -genelde- memnun, daha cok yuzum ileriye donuk durdum hep. Belki de bu yuzden az 'keske'lerim. Ne guzel.. Cok daha guzel seyler olacak biliyorum, bekliyorum ve umuyorum.. Kendi cocuk yuzumu saklamaya ise hic ugrasmiyorum belki de bu yuzden ozlemiyorum cocuklugumu..
Zaten hep yanimda tasiyorum!
Ders
2 hafta once yoga yapiyorduk pazar sabahi. Sabah olmasindan mi yoksa mevsimden mi bilemem ama biraz tutuktum dogrusu. Ozellikle esneme hareketlerini yaparken uzun zamandir ilk kez zorlandim. Sanirim bu da yuzume biraz mutsuz bir ifade ile yansidi. Bunu farkeden yoga hocam 'iyi misin' diye sordu. 'Biraz tutugum bugun' dedim. 'Sahi mi, aslina bakarsan nefesin uzun zamandir ilk kez bu kadar dogru' dedi!
Simdi bundan cikarilacak kisa vadeli, kisisel ders: Bir seyleri nasilsa yapabiliyorum diye dusunmeden yapinca pek de dogru olmayabilir, ancak butun dikkatimizi yaptigimiz ise verdigimizde yaptigimiz is en dogrusu oluyor.
Uzun vadede ise; tam da yapamadigimiz -basaramadigimizi- dusundugumuzde birseyleri belki de yapabildigimizin en iyisini yapiyoruzdur??!
Simdi bundan cikarilacak kisa vadeli, kisisel ders: Bir seyleri nasilsa yapabiliyorum diye dusunmeden yapinca pek de dogru olmayabilir, ancak butun dikkatimizi yaptigimiz ise verdigimizde yaptigimiz is en dogrusu oluyor.
Uzun vadede ise; tam da yapamadigimiz -basaramadigimizi- dusundugumuzde birseyleri belki de yapabildigimizin en iyisini yapiyoruzdur??!
13 Şubat 2009 Cuma
Gunun anlam ve onemine dair:

Dostlarimi dusundum bugun, insan ailesini secemiyor -belki de seciyoruzdur??- ama dostlari bir sure sonra ailesi oluyor. Ben sansliyim, ailemi de dostlarimi da iyi secmisim.. Iyi ki varsiniz!
Biraz once cok eski bir dostumdan gelen bu ileti, bunu okuyanlara gitsin:)
Sevgilisi olanın olmayanın,
Olup da yok gibi olanın,
Yok da var gibi olanın,
Olmayıp çok isteyenin,
Oluyo da noluyo diyenin,
Oldugu için çok mutlu olanın,
Olmadıgı için çok mutlu olanın,
Onsuz olamayanın,
Onunla hiç olamayanın,
Herseye ragmen yüreginde her daim aska yer olanın…
O zaman kısacası herkesin sevgililer günü kutlu olsun.
Sevgi hep sizinle olsun, yüreginizde aska hep yer olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Blog Listem
Blog Arşivi
Hakkımda
- ic sohbetleri
- The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger
