14 Mart 2009 Cumartesi

icim disim bahar

En cok sevdigim mevsim kisti eskiden. Yazin dogmus olmama ragmen pek sevmezdim yazlari. Herkesin evlere kactigi, yapis yapis terli, sonra kotu kokulu, geceleri uyunamayacak kadar sicak yazlari sevmezdim iste. Halbuki kislar hep daha 'sicak'ti benim icin. Konserler, sinemalar, festivaller, kitap fuarlari, sicacik kahve molalari ile taclanan dost sohbetleri.. Bu yuzdendir belki de hep usumeyi terlemeye tercih ettim. Sonra, Istanbul'un yapis yapis yazlarini ve simsicak kislarini birakip baska bir ulkeyi, baska bir sehri izlemeye basladim. Bu sehirde sevdigim cok sey var ama yine de ozledigim seyler de var o sikayet ettigim ulkeye, sehre ait. Ya ben cok gectim, aklim ruhum, beynim her daim 'bahar'di, ya da mevsim gecisleri pek belli olmuyordu, birden paltolari cikarip, tisortle gezer oluyorduk, o yuzden pek 'bahari' hissetmiyordum. Benim icin ilk bahar demek sinav, yaz tatili planlari; sonbahar demek okulun acilmasi, hayatin canlanmasi demekti. Tamam, martta acan, adadan, cingenelerin getirdigi mimozalar mujdelerdi bahari, sonra bogazdaki erguvanlar da ama galiba ben hep mesguldum ve bunlar sadece kucuk ayrintilardi benim icin. Yine de ilk cikan mimozalari hep ben alirdim.

Bu sehirde kislar cok soguk degil, yazlar da pek yaz gibi degil ama kesinlikle baharlar bahar gibi! 2 gundur, ise giderken hayranlikla bakiyorum etrafima. Yolun 2 tarafinda da agaclar cicek acmis. Beyaz, pembe, daha pembe, en pembe.. Cicek icinde agaclar. Yemyesil cimlerin arasinda, sumbuller, nergisler, laleler biz de variz dercesine kafalarini kaldiriyorlar. Gunes arada bir ciksa da bulutlarin arasindan, hepimize yetiyor verdigi enerji, isik. Biraz once, sabahin korunde uyaninca, arka bahceye ciktim. Guller tomurcuk vermis, kurumus dallar yesermeye yuz tutmus. Bizim suprizli bir bahcemiz var. Oyle ki, bir bakiyorsunuz laleler acmis, sonra ayni yerden 2 ay sonra gardenyalar kafalarini uzatmis. Bir suru tomurcuk vardi yine sabah ama hangisinden ne acacak bilemiyorum, supriz:) Severim cicekleri ama dogrusu ugrasmayi sevmezdim daha once. Annem super bir bahcivandir simdi de 'oteki yarim' seviyor toprakla oynamayi. Gecen yil, cicek pazarindan bir suru cicek alip gelmistik. Hercai menekseler, begonviller, ortancalar, degisik cicek soganlari. Hepsini bir yerlere diktik, saksilar cicek doldu ama baktik, toprak yeterli degil. Bunun uzerine on taraftan, cicek tarhindan biraz toprak caldik. Biraz once baktim ki, bizim caldigimiz topraklarin icine saklanmis baska soganlar varmis:) Simdi ayni saksida sardunyalarla nergisler arkadas olmus, gulumsediler, beni boyle saskin gorunce.

Yaslanmakla mi alakali bilemem ama bu bahar sanki baska bir bahar. Disarida agaclar, cicekler, icimde hayallerimin tomucuklari. Icim disim bahar!

Gunun sarkisisi: Bulent Oracgil, Butun cicekler su ister

Hiç yorum yok:

Blog Listem

Powered By Blogger

Hakkımda

Fotoğrafım
The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger