Tuhaf cok tuhaf 2 hafta gecirdim. Once sesim kisildi, trafik beni delirtti ben de cozumu trenle seyahat etmekte buldum. Hem trendekiler hem de nasil geldigimi soranlar bu ise cok sasti. Anladim ki toplu tasima kullanmama bir statu gostergesi olmus.
Sonra sigara icilmez yerlerde duman bulutlari yuzume carptikca hatirladim kimsenin hicbir kurala uymadigini ve gunden gune daha da kotuye gittigini islerin.
Alisveris ettigim magazalarda denediklerimi askiya takmam da ilginc geldi satis gorevlilerine. Birine gulumseyerek birsey sordugumda da saskin bakti insanlar ama carpinca kimse ozur dilemedi benden ben de buna sastim...
Ikinci hafta zorunlu Ankara gezisi vardi. Yollar karlidir diye dusunup ucakla gitmek istedim once sonra es durumundan macera olsun diye treni deneyelim dedik. Ucaktan daha da pahali olan, ustelik de 9-10 saat suren trenin yatakli vagonundan bilet aldik. O kadar parayi verince biraz degisik olur sanmistim ama ilk hayalkirikligini kalacagimiz 2 kisilik kompartmanda yasadik. Sadece lavabo vardi ve onun da suyu akmiyordu! Digital gostergelerle odanin isisi belliydi ama 30 dereceye kadar cikan sicakligi indiremeyince cagirdigimiz gorevli son derece rahat bir bicimde calismadigini soyledi isi ayarinin!! Biz sikayet edince baska vagona gonderdi bizi. 1. vagondan 7. vagona giderken yemekli vagondan da gectik. Sadece erkeklerin oturdugu kahvehane goruntulu vagondan gecerken nikotin komasina girecektik neredeyse. Bilmem soylememe gerek var mi ama trende sigara icmek YASAK!
Gittigimiz vagon geldigimizden de beter, kirik dokuk ve dahasi kirli olunca kos kos tropik odamiza geri donduk.
Ankara'ya indik sabah. Daha onceden yer ayirttigimiz, yuksek devlet memurlarinin (!)kaldigi otelimize gidebilmek icin danismadan yardim istedik:
Biz: Gunaydin, biz Kizilay'a gitmek istiyorduk da nasil gidebiliriz?
Gorevli -suratimiza bile bakmadan-: Surda otobusler var iste
Biz: Peki bilet nereden alabiliriz?
Gorevli: Bilet yok, kartin yok mu?
Biz: Hayir yok, nereden alabiliriz?
Gorevli: Ne biliim, alinmaz burdan
Biz pes ederek siradaki taksiye bindik, binerken soyledik ustelik nereye gidecegimizi. Kalkarken birsey demeyen taksi soforu bir sure sonra sikayet moduna gecti. Bilseymis Kizilay'a gidecegimizi -kisa mesafe kast ediyor, yine de 10 TL lik mesafe ama- bizi almazmis. Bizi otele cok yakin oldugunu soyleyerek indiriveriyor taksi soforu yolun ortasinda. Sokagin adini sordugumuz ustelik de haritadan gosterdigimiz kimse bilemiyor ne tarafa gitmemiz gerektigini..
Uzun ugraslar sonucu otele variyoruz, tek derdimiz dus alip bir sicak cay icmek. Resepsiyonda odamiz hakkinda sorular sorarken birden gorevli sorduklarimizin var oldugunu ama sicak su olmadigini soyluyor! Saka gibi, sicak su yok!! Biz bu sartlarda orada kalamayacagimizi soyleyip en yaki simitcide bir cay iciyoruz. Sonra telefon, telefon derken kalacak yer buluyoruz.
Ertesi gun benim icin buyuk gun! Tam 2 yildir hazirlandigim ve son 1 aydir surekli calistigim sinav gunu. Benimle birlikte toplam 3 kisi bekliyoruz sinava cagirilmak icin. Ben en son giriyorum ve son derece kotu bir tutumla akil almaz sacmalikta sorulara cevap vermeye calisiyorum ama sonuc yine de bekledigim gibi olmuyor ve kaliyorum. Sinavdan sadece juri baskaninin eski ogrencisi (!!) basari ile geciyor. Bu son derece (!) etik durum karsisinda ne diyecegimi bilemiyorum ve herkesin beni bastan beri uyarmaya calistigi 'yurt disindan gelen, onlardan olmayan' bana uyguladikladiklari bu muameleye sasip kaliyorum. Soku atlatmak pek kolay olmuyor. Gece donus treninde yeniden yeniden dusunuyorum ama bir anlam veremiyorum bu yasananlara.
Pazar gecesi evimize donuyoruz, daha iner inmez gulumseyen suratlar gormek icimi isitiyor. Koca bavulumu merdivenlerden cikarmaya calisirken birden hafifliyor bavulum:) Buna sasip da arkami dondugumde, yardimsever ellerin sahibi ile goz goze geliyoruz. Tesekkur ediyorum, iyi aksamlar dileyip birbirimize ayriliyoruz merdivenin bittigi yerde.
Sonra ertesi gun ise gelince, herkes sarilip iyi seneler diliyor. Anlatinca basima gelenleri kocaman gozlerle herkes sasiyor buna. Ben dusunuyorum o zaman. Ne tuhaf, yabanci oldugum ve hep yabanci kalacagim bu ulkedeki insanlar beni kendilerinden hissettirmek icin ellerinden geleni yaparken, dogdugum, koklerimin, ailemin oldugu kendi ulkemdekiler beni kendilerinden gormuyorlar bile artik. Ne aci.. Bir kez daha anliyorum ki kendi ulkemdekiler iyice tahammulsuz olmus ve yasam hakki yok kendi dogrulari disina cikanlara. Belki de hep boyleydi ama ben biraz uzaktan bakinca ancak anliyorum tum bunlari..
Bunlari yazmaya karar verdigimden beri dusunuyorum, yazilarini cok buyuk keyifle okudugum bir dostumun daha once bana sordugu gibi 'peki bunlar neden benim basima geldi??'
Ilk aklima gelen cevap pek ic acici degildi dogrusu..
'Herkesin kacmaya can attigi, seninse donsem mi diye dusundugun ulkene donmeyi dusunme bile. Sadece tatillerde ve anilarinda guzel artik orasi!'
Sonra sinav baglantili olarak:
'Basari hersey demek degil ve son derece goreceli, kendini ve hayatini buna endeksleme!'
Genel olarak:
'Herkese ve herseye karsi hosgorulu olmaya calis!'
Durdugun ve bulundugun yerden mutlu ol, sahip oldugun en onemli hazine, aklin, anilarin, dostlarin ve tabii ki ailen, unutma!'
12 Ocak 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Blog Listem
Blog Arşivi
Hakkımda
- ic sohbetleri
- The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder