28 Kasım 2008 Cuma
zihni sinir/tembel
evden ise, isten eve giderken hep aklimda bir suru konu oluyor. cogunu yazmaya karar veriyorum, her ne kadar bu blog kendi kendime konustugum bir yer olsa da. sonra, ise geliyorum, bir kosturma, eve gidiyorum baska bir kosturma.. soyle bir decoder olsa, ben dusunurken kelimelere dokulse dusunceler, sabaha kolayca duzenleyip yerlestirsem artik somutlasmis fikirleri. ne iyi olurdu...
26 Kasım 2008 Çarşamba
iste ki olsun (!!)
acaba gercekten once hayalini mi kuruyoruz istedigimiz seylerin ya da bir sekilde bilincaltimizda onceden kodlandiklari icin onceden biliyor muyuz basimiza gelecekleri? o gun dusundugumuz bir dostumuzu aniden, hic hesapta yokken yolda goruvermek mesela. biz dusundugumuz icin mi bu 'tesaduf' olustu yoksa bir sekilde hissettik mi onu gorecegimizi?
bunlari dusunuyorum derin derin son zamanlarda.. tabii derdim kendimle, strateji degistirmeye karar verdim ya once anlamak lazim niye boyle oldugumu. su bebek meselesi mesela, ben cok istedigimi dusunuyorum ve hayal de ediyorum ama acaba bilincaltimda baska seyler mi var? sanirim benim derdim istedikten sonra olmasina izin ver-e-memek. sabirli olamamak. herseyin zamani vardir kismina pek de inanmamak ve icten ice bir kendini begenme ile herseyi yonetebilecegini sanmak.. ders almakla ilgili bir sorun yuzunden sadece 1 kez gorusmek zorunda kaldigim biri, yillar once bana 'dunyayi yonetemezsin' demisti. kadin beni hic tanimadan simdiye kadarki hayatimi ozetleyivermis megerse...
bunlari dusunuyorum derin derin son zamanlarda.. tabii derdim kendimle, strateji degistirmeye karar verdim ya once anlamak lazim niye boyle oldugumu. su bebek meselesi mesela, ben cok istedigimi dusunuyorum ve hayal de ediyorum ama acaba bilincaltimda baska seyler mi var? sanirim benim derdim istedikten sonra olmasina izin ver-e-memek. sabirli olamamak. herseyin zamani vardir kismina pek de inanmamak ve icten ice bir kendini begenme ile herseyi yonetebilecegini sanmak.. ders almakla ilgili bir sorun yuzunden sadece 1 kez gorusmek zorunda kaldigim biri, yillar once bana 'dunyayi yonetemezsin' demisti. kadin beni hic tanimadan simdiye kadarki hayatimi ozetleyivermis megerse...
24 Kasım 2008 Pazartesi
ic bukey
ic bukey aynalara donmusum son zamanlarda, yeni farkettim. durusum bile ic bukey olmus, sirtimin agrisi bundanmis. herseyi tersten gormek, herkese alinmakta da bu icbukeylik yuzundenmis, anladim. ya birde anlamasaydim!
11 Kasım 2008 Salı
kedi
severim ben kedileri. o kimseyi takmaz tavirlarini, insani rahatlatan miriltilarini, ne kadar gecmisiniz olursa olsun, kotu davranildiginda cekip gidebilme hallerini. sIkIldim bu karamsar, bir yere takilip kalmis halimden. ayni kediler gibi yaralarimi yalayip, devam etmeli bildigim yolda. kafami da artik yerden kaldirma zamani gelmis de gecmis bu arada!
bir de onlar gibi 4 ayak uzerine dusebilmeyi ogrensem, bu kadar cok kanamasa dizlerim...
bir de onlar gibi 4 ayak uzerine dusebilmeyi ogrensem, bu kadar cok kanamasa dizlerim...
issiz
dun cok yagmur vardi. yagmurlu havalari severim ben aslinda. ama ne zaman bu kadar cok yagmur yagsa sehir semsiye mezarligina donuyor ya, iste onu sevmiyorum. oyle ortaliga birakilan kimsesiz semsiyeler issizlik hissimi arttiyor. hepsi hormonlarin sucu bunlarin, hepsi!
5 Kasım 2008 Çarşamba
Anlayisli
Bu aralar herkesi anliyorum, hak veriyorum. Herkes ile empati yapabiliyorum ve bundan hic hoslanmiyorum!
4 Kasım 2008 Salı
kafasi karisik
Herkes bana sorgulamamami ogutluyor. Isyan etmememi..Sukredip devam etmemi soyluyorlar. Ama ben biktim hep istatistiklerin kotu kismini olusturmaktan.
Ne cok soru sorariz cocuklukta, genclikte. Sonra, ya sorularin cevaplarinin bulunamayacagina inaniriz ya da sIkIliriz kendi sorularimizdan, vazgeceriz. Belki de benim derdim bu. Kafam hep soru isaretleri dolu, cevapsiz kaldikca sorular daha da cogaliyor soru isaretleri. Birakmali mi sahiden soru sormayi? Suyun akisina dogru kendini birakip akintiya kurek cekmemeli mi insan? Bogulacaksa da bogulmali mi? Peki gencken her yere yazdigimiz 'Asla vazgecme' sloganlarina ne olacak o zaman? Hersey bosa mi?
Ne cok soru sorariz cocuklukta, genclikte. Sonra, ya sorularin cevaplarinin bulunamayacagina inaniriz ya da sIkIliriz kendi sorularimizdan, vazgeceriz. Belki de benim derdim bu. Kafam hep soru isaretleri dolu, cevapsiz kaldikca sorular daha da cogaliyor soru isaretleri. Birakmali mi sahiden soru sormayi? Suyun akisina dogru kendini birakip akintiya kurek cekmemeli mi insan? Bogulacaksa da bogulmali mi? Peki gencken her yere yazdigimiz 'Asla vazgecme' sloganlarina ne olacak o zaman? Hersey bosa mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Blog Listem
Blog Arşivi
Hakkımda
- ic sohbetleri
- The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger
