15 Ocak 2009 Perşembe
Dun
neredeyse 1 senedir ara verdigim yogaya yeniden basladim. Hala bircok hareketi kolaylikla yapabilmeme cok sevindim. Bundan baska bu kez daha dikkatli olup, sakince nefesime konsantre olmaya karar vedim. Umarim bu 'mindfulness' olma hali hayatimin diger alanlarina da kolayca yayilir...
13 Ocak 2009 Salı
Takside
Annemle doktordan donerken ilk gordugumuz taksiye bindik. Sofor telefon etmek uzereydi, o yuzden bekledik biraz nereye gidecegimizi soylemeden once. Son derece duzgun giyimli, trasli, gencecik bir adamdi. Sonra aradigi kisi cevap verdi, bizimki basladi konusmaya:
"Iyi gunler abi, radyoda cok guzel bir sohbet programi var, musaitseniz mutlaka dinlemenizi isterim. Radyo ...'da, Hurmetler abi'
Bunun uzerine radyodaki adamin sozlerine kulak verdim. Konusan benim fwd e-maillerden haberdar oldugum, soyledikleri yuzunden gercekliginden bile supheye dustugum su komik hoca idi. Noel kutlayanlarin ne fena isler yaptiklarini bogazi yirtilircasina bagirarak anlatiyordu.
Anneme dondum 'Saka yapiyor degil mi?' dedim bizim soforu kastederek.
Annemse fisildayarak 'Yoo, son derece ciddi baksana' dedi.
Daha fazla tahammul edemeyerek en yakin kosede indik ama sahiden de saka gibiydi!
"Iyi gunler abi, radyoda cok guzel bir sohbet programi var, musaitseniz mutlaka dinlemenizi isterim. Radyo ...'da, Hurmetler abi'
Bunun uzerine radyodaki adamin sozlerine kulak verdim. Konusan benim fwd e-maillerden haberdar oldugum, soyledikleri yuzunden gercekliginden bile supheye dustugum su komik hoca idi. Noel kutlayanlarin ne fena isler yaptiklarini bogazi yirtilircasina bagirarak anlatiyordu.
Anneme dondum 'Saka yapiyor degil mi?' dedim bizim soforu kastederek.
Annemse fisildayarak 'Yoo, son derece ciddi baksana' dedi.
Daha fazla tahammul edemeyerek en yakin kosede indik ama sahiden de saka gibiydi!
12 Ocak 2009 Pazartesi
Trajikomik
Tuhaf cok tuhaf 2 hafta gecirdim. Once sesim kisildi, trafik beni delirtti ben de cozumu trenle seyahat etmekte buldum. Hem trendekiler hem de nasil geldigimi soranlar bu ise cok sasti. Anladim ki toplu tasima kullanmama bir statu gostergesi olmus.
Sonra sigara icilmez yerlerde duman bulutlari yuzume carptikca hatirladim kimsenin hicbir kurala uymadigini ve gunden gune daha da kotuye gittigini islerin.
Alisveris ettigim magazalarda denediklerimi askiya takmam da ilginc geldi satis gorevlilerine. Birine gulumseyerek birsey sordugumda da saskin bakti insanlar ama carpinca kimse ozur dilemedi benden ben de buna sastim...
Ikinci hafta zorunlu Ankara gezisi vardi. Yollar karlidir diye dusunup ucakla gitmek istedim once sonra es durumundan macera olsun diye treni deneyelim dedik. Ucaktan daha da pahali olan, ustelik de 9-10 saat suren trenin yatakli vagonundan bilet aldik. O kadar parayi verince biraz degisik olur sanmistim ama ilk hayalkirikligini kalacagimiz 2 kisilik kompartmanda yasadik. Sadece lavabo vardi ve onun da suyu akmiyordu! Digital gostergelerle odanin isisi belliydi ama 30 dereceye kadar cikan sicakligi indiremeyince cagirdigimiz gorevli son derece rahat bir bicimde calismadigini soyledi isi ayarinin!! Biz sikayet edince baska vagona gonderdi bizi. 1. vagondan 7. vagona giderken yemekli vagondan da gectik. Sadece erkeklerin oturdugu kahvehane goruntulu vagondan gecerken nikotin komasina girecektik neredeyse. Bilmem soylememe gerek var mi ama trende sigara icmek YASAK!
Gittigimiz vagon geldigimizden de beter, kirik dokuk ve dahasi kirli olunca kos kos tropik odamiza geri donduk.
Ankara'ya indik sabah. Daha onceden yer ayirttigimiz, yuksek devlet memurlarinin (!)kaldigi otelimize gidebilmek icin danismadan yardim istedik:
Biz: Gunaydin, biz Kizilay'a gitmek istiyorduk da nasil gidebiliriz?
Gorevli -suratimiza bile bakmadan-: Surda otobusler var iste
Biz: Peki bilet nereden alabiliriz?
Gorevli: Bilet yok, kartin yok mu?
Biz: Hayir yok, nereden alabiliriz?
Gorevli: Ne biliim, alinmaz burdan
Biz pes ederek siradaki taksiye bindik, binerken soyledik ustelik nereye gidecegimizi. Kalkarken birsey demeyen taksi soforu bir sure sonra sikayet moduna gecti. Bilseymis Kizilay'a gidecegimizi -kisa mesafe kast ediyor, yine de 10 TL lik mesafe ama- bizi almazmis. Bizi otele cok yakin oldugunu soyleyerek indiriveriyor taksi soforu yolun ortasinda. Sokagin adini sordugumuz ustelik de haritadan gosterdigimiz kimse bilemiyor ne tarafa gitmemiz gerektigini..
Uzun ugraslar sonucu otele variyoruz, tek derdimiz dus alip bir sicak cay icmek. Resepsiyonda odamiz hakkinda sorular sorarken birden gorevli sorduklarimizin var oldugunu ama sicak su olmadigini soyluyor! Saka gibi, sicak su yok!! Biz bu sartlarda orada kalamayacagimizi soyleyip en yaki simitcide bir cay iciyoruz. Sonra telefon, telefon derken kalacak yer buluyoruz.
Ertesi gun benim icin buyuk gun! Tam 2 yildir hazirlandigim ve son 1 aydir surekli calistigim sinav gunu. Benimle birlikte toplam 3 kisi bekliyoruz sinava cagirilmak icin. Ben en son giriyorum ve son derece kotu bir tutumla akil almaz sacmalikta sorulara cevap vermeye calisiyorum ama sonuc yine de bekledigim gibi olmuyor ve kaliyorum. Sinavdan sadece juri baskaninin eski ogrencisi (!!) basari ile geciyor. Bu son derece (!) etik durum karsisinda ne diyecegimi bilemiyorum ve herkesin beni bastan beri uyarmaya calistigi 'yurt disindan gelen, onlardan olmayan' bana uyguladikladiklari bu muameleye sasip kaliyorum. Soku atlatmak pek kolay olmuyor. Gece donus treninde yeniden yeniden dusunuyorum ama bir anlam veremiyorum bu yasananlara.
Pazar gecesi evimize donuyoruz, daha iner inmez gulumseyen suratlar gormek icimi isitiyor. Koca bavulumu merdivenlerden cikarmaya calisirken birden hafifliyor bavulum:) Buna sasip da arkami dondugumde, yardimsever ellerin sahibi ile goz goze geliyoruz. Tesekkur ediyorum, iyi aksamlar dileyip birbirimize ayriliyoruz merdivenin bittigi yerde.
Sonra ertesi gun ise gelince, herkes sarilip iyi seneler diliyor. Anlatinca basima gelenleri kocaman gozlerle herkes sasiyor buna. Ben dusunuyorum o zaman. Ne tuhaf, yabanci oldugum ve hep yabanci kalacagim bu ulkedeki insanlar beni kendilerinden hissettirmek icin ellerinden geleni yaparken, dogdugum, koklerimin, ailemin oldugu kendi ulkemdekiler beni kendilerinden gormuyorlar bile artik. Ne aci.. Bir kez daha anliyorum ki kendi ulkemdekiler iyice tahammulsuz olmus ve yasam hakki yok kendi dogrulari disina cikanlara. Belki de hep boyleydi ama ben biraz uzaktan bakinca ancak anliyorum tum bunlari..
Bunlari yazmaya karar verdigimden beri dusunuyorum, yazilarini cok buyuk keyifle okudugum bir dostumun daha once bana sordugu gibi 'peki bunlar neden benim basima geldi??'
Ilk aklima gelen cevap pek ic acici degildi dogrusu..
'Herkesin kacmaya can attigi, seninse donsem mi diye dusundugun ulkene donmeyi dusunme bile. Sadece tatillerde ve anilarinda guzel artik orasi!'
Sonra sinav baglantili olarak:
'Basari hersey demek degil ve son derece goreceli, kendini ve hayatini buna endeksleme!'
Genel olarak:
'Herkese ve herseye karsi hosgorulu olmaya calis!'
Durdugun ve bulundugun yerden mutlu ol, sahip oldugun en onemli hazine, aklin, anilarin, dostlarin ve tabii ki ailen, unutma!'
Sonra sigara icilmez yerlerde duman bulutlari yuzume carptikca hatirladim kimsenin hicbir kurala uymadigini ve gunden gune daha da kotuye gittigini islerin.
Alisveris ettigim magazalarda denediklerimi askiya takmam da ilginc geldi satis gorevlilerine. Birine gulumseyerek birsey sordugumda da saskin bakti insanlar ama carpinca kimse ozur dilemedi benden ben de buna sastim...
Ikinci hafta zorunlu Ankara gezisi vardi. Yollar karlidir diye dusunup ucakla gitmek istedim once sonra es durumundan macera olsun diye treni deneyelim dedik. Ucaktan daha da pahali olan, ustelik de 9-10 saat suren trenin yatakli vagonundan bilet aldik. O kadar parayi verince biraz degisik olur sanmistim ama ilk hayalkirikligini kalacagimiz 2 kisilik kompartmanda yasadik. Sadece lavabo vardi ve onun da suyu akmiyordu! Digital gostergelerle odanin isisi belliydi ama 30 dereceye kadar cikan sicakligi indiremeyince cagirdigimiz gorevli son derece rahat bir bicimde calismadigini soyledi isi ayarinin!! Biz sikayet edince baska vagona gonderdi bizi. 1. vagondan 7. vagona giderken yemekli vagondan da gectik. Sadece erkeklerin oturdugu kahvehane goruntulu vagondan gecerken nikotin komasina girecektik neredeyse. Bilmem soylememe gerek var mi ama trende sigara icmek YASAK!
Gittigimiz vagon geldigimizden de beter, kirik dokuk ve dahasi kirli olunca kos kos tropik odamiza geri donduk.
Ankara'ya indik sabah. Daha onceden yer ayirttigimiz, yuksek devlet memurlarinin (!)kaldigi otelimize gidebilmek icin danismadan yardim istedik:
Biz: Gunaydin, biz Kizilay'a gitmek istiyorduk da nasil gidebiliriz?
Gorevli -suratimiza bile bakmadan-: Surda otobusler var iste
Biz: Peki bilet nereden alabiliriz?
Gorevli: Bilet yok, kartin yok mu?
Biz: Hayir yok, nereden alabiliriz?
Gorevli: Ne biliim, alinmaz burdan
Biz pes ederek siradaki taksiye bindik, binerken soyledik ustelik nereye gidecegimizi. Kalkarken birsey demeyen taksi soforu bir sure sonra sikayet moduna gecti. Bilseymis Kizilay'a gidecegimizi -kisa mesafe kast ediyor, yine de 10 TL lik mesafe ama- bizi almazmis. Bizi otele cok yakin oldugunu soyleyerek indiriveriyor taksi soforu yolun ortasinda. Sokagin adini sordugumuz ustelik de haritadan gosterdigimiz kimse bilemiyor ne tarafa gitmemiz gerektigini..
Uzun ugraslar sonucu otele variyoruz, tek derdimiz dus alip bir sicak cay icmek. Resepsiyonda odamiz hakkinda sorular sorarken birden gorevli sorduklarimizin var oldugunu ama sicak su olmadigini soyluyor! Saka gibi, sicak su yok!! Biz bu sartlarda orada kalamayacagimizi soyleyip en yaki simitcide bir cay iciyoruz. Sonra telefon, telefon derken kalacak yer buluyoruz.
Ertesi gun benim icin buyuk gun! Tam 2 yildir hazirlandigim ve son 1 aydir surekli calistigim sinav gunu. Benimle birlikte toplam 3 kisi bekliyoruz sinava cagirilmak icin. Ben en son giriyorum ve son derece kotu bir tutumla akil almaz sacmalikta sorulara cevap vermeye calisiyorum ama sonuc yine de bekledigim gibi olmuyor ve kaliyorum. Sinavdan sadece juri baskaninin eski ogrencisi (!!) basari ile geciyor. Bu son derece (!) etik durum karsisinda ne diyecegimi bilemiyorum ve herkesin beni bastan beri uyarmaya calistigi 'yurt disindan gelen, onlardan olmayan' bana uyguladikladiklari bu muameleye sasip kaliyorum. Soku atlatmak pek kolay olmuyor. Gece donus treninde yeniden yeniden dusunuyorum ama bir anlam veremiyorum bu yasananlara.
Pazar gecesi evimize donuyoruz, daha iner inmez gulumseyen suratlar gormek icimi isitiyor. Koca bavulumu merdivenlerden cikarmaya calisirken birden hafifliyor bavulum:) Buna sasip da arkami dondugumde, yardimsever ellerin sahibi ile goz goze geliyoruz. Tesekkur ediyorum, iyi aksamlar dileyip birbirimize ayriliyoruz merdivenin bittigi yerde.
Sonra ertesi gun ise gelince, herkes sarilip iyi seneler diliyor. Anlatinca basima gelenleri kocaman gozlerle herkes sasiyor buna. Ben dusunuyorum o zaman. Ne tuhaf, yabanci oldugum ve hep yabanci kalacagim bu ulkedeki insanlar beni kendilerinden hissettirmek icin ellerinden geleni yaparken, dogdugum, koklerimin, ailemin oldugu kendi ulkemdekiler beni kendilerinden gormuyorlar bile artik. Ne aci.. Bir kez daha anliyorum ki kendi ulkemdekiler iyice tahammulsuz olmus ve yasam hakki yok kendi dogrulari disina cikanlara. Belki de hep boyleydi ama ben biraz uzaktan bakinca ancak anliyorum tum bunlari..
Bunlari yazmaya karar verdigimden beri dusunuyorum, yazilarini cok buyuk keyifle okudugum bir dostumun daha once bana sordugu gibi 'peki bunlar neden benim basima geldi??'
Ilk aklima gelen cevap pek ic acici degildi dogrusu..
'Herkesin kacmaya can attigi, seninse donsem mi diye dusundugun ulkene donmeyi dusunme bile. Sadece tatillerde ve anilarinda guzel artik orasi!'
Sonra sinav baglantili olarak:
'Basari hersey demek degil ve son derece goreceli, kendini ve hayatini buna endeksleme!'
Genel olarak:
'Herkese ve herseye karsi hosgorulu olmaya calis!'
Durdugun ve bulundugun yerden mutlu ol, sahip oldugun en onemli hazine, aklin, anilarin, dostlarin ve tabii ki ailen, unutma!'
28 Aralık 2008 Pazar
Susmak
cok zormus! Ben herseyimi sesli yasarim. Sevgim de, sevincim de, kızgınlıgım, ofkem de hep disimdadir. Bir suredir ailemin bir kismina -bir kisim medya gibi oldu:)- biraz kizgin, cokca kirgindim. Kizginlik cabuk gecti ama kirginlik devam ediyor(du). Uzakta olmanin da avantaji ile konusmuyordum pek telefonda onlarla. Bizim icin tatil olan su zamanlarda onlarla kalacagimiz icin bir suredir gergindim acikcasi. Kimseyi kirmak istemiyordum ama kirginligimi da atamamistim. Bunu da cokca seslendirdim dostlarima: 'Off ne yapacagim simdi, konusmak istemiyorum ki ben onlarla simdi, stresliyim cok' diye dert yandim. Ne mi oldu???? İste ki olsun bir kez daha kendini bana gosterdi! Daha vardigimiz gun araba bozuldu, cekici gelene kadar ben sogukta dondum ve o gun bugundur sesim kisik!!!!:)Simdi konusmak istiyorum ama bogazim cok aciyor konusunca, ben de 'ee bunu sen istedin' diyorum kendime ve dinliyorum bolca...
25 Aralık 2008 Perşembe
Dun
Dun her yer kalabalikti, insanlar evlerine kosuyorlardi alisveris torbalari dolu. Uzun zamandir gormedikleri aile bireyleri icin hazirlayacaklari yemekler akillarinda..
Dun sokaklarda insanlar korolar halinde 'birbirinizi affedin, kendiniz icin af dileyin, Tanri'nin oglu sizi seviyor' diyordu.
Dun kafamin icinde Leonard Cohen o cok sevdigim sarkisini mirildaniyordu:
And Jesus was a sailor
When he walked upon the water
And he spent a long time watching
From his lonely wooden tower
And when he knew for certain
Only drowning men could see him
He said "All men will be sailors then
Until the sea shall free them"
But he himself was broken
Long before the sky would open
Forsaken, almost human
He sank beneath your wisdom like a stone
Dun sokaklarda insanlar korolar halinde 'birbirinizi affedin, kendiniz icin af dileyin, Tanri'nin oglu sizi seviyor' diyordu.
Dun kafamin icinde Leonard Cohen o cok sevdigim sarkisini mirildaniyordu:
And Jesus was a sailor
When he walked upon the water
And he spent a long time watching
From his lonely wooden tower
And when he knew for certain
Only drowning men could see him
He said "All men will be sailors then
Until the sea shall free them"
But he himself was broken
Long before the sky would open
Forsaken, almost human
He sank beneath your wisdom like a stone
24 Aralık 2008 Çarşamba
Guleriz aglanacak halimize...
Biraz once haberlerde cok komik birsey duydum. Adamin biri karisi ile kavga etmis ve mahkeme CEZA olarak kitap okumalarini sart kosmus:) Ellerinde kitap sarmas dolas roportaj veriyorlardi.
Acaba diyorum onceki hayatimda cok mu suc isledim:)
Acaba diyorum onceki hayatimda cok mu suc isledim:)
23 Aralık 2008 Salı
Karma
Cok uzun zamandir beni uzen birsey bugun sona erdi. Bir tur is meselesi, gereksiz yere strese sokan, olmadik uzuntulere neden olan, bir suru sorun yaratan bir is ve tum bunlarin sebebi olan 1 kadin. Son 4 aydir o kadar kizdim, o kadar uzuldum, o kadar kotu seyler dusundum ki! Bugun, birden isler bizim acimizdan yoluna girince ve -umarim- o kadini son kez gordugumde sadece uzuldum onun adina. Giderken o hala beni, bizi provoke edici seyler soyluyordu bense sakince durdum ve ' cok uzuluyorum senin icin, cok zor olmali boyle yasamak' dedim sadece.. Birsey diyemedi, sadece bakakaldi, gulmeye calisti ama birsey diyemedi. Ben sahiden uzuldum bu kadar negatif enerji ile dolu oldugu ve surekli birilerinin basini belaya sokmaya calistigi icin. Hastaliktan gozunu acamayan cocugu icin, artik onunla basedemedigi her halinden belli olan kocasi icin ama en cok onun icin.Bunca zamandir bu kadar kizginken boyle olabildigim icinse aferin dedim kendime. Sonra onu, kendi inandigi Tanrilara havale ettim, gitti.. Bu da bu yilin en iyi haberi oldu gider ayak:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Blog Listem
Blog Arşivi
Hakkımda
- ic sohbetleri
- The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger
