Bir suru sey var soylemek istedigim su aralar. Ama siraya koyamiyorum aklimdakileri. Oyle cok sey oluyor ki, ben hayranlikla izlemekten yazmaya firsat bulamiyorum. Bir meteor yagmuru olur hani bakakalirsin gozlerini kocaman acip. Iste oyleyim bu aralar. Dun cok ilginc 1 sey oldu, 'bunu not etmeliyim' dedirten. 2 gun once kandildi. Isten ciktim, eve gittim, girdim mutfaga basladim yemek yapmaya ayni her aksam oldugu gibi. Oyalandikca oyalandim mutfakta, sonra nereden aklima geldiyse kandil simidi yapmaya karar verdim. Oyle cok sevmem aslinda kandil simidini ama dedim ya aklima geldi birden. Internetten 1 tarif buldum, baktim ki mahlep lazim tabii ki yok bizim evde, ama sahlep var:) Uzun lafin kisasi sahlepli uydurmasyon kandil simidi yaptim, afiyetle yedik ama kandil simidi tadinda degildi tam.
Sonra, ertesi gun ise geldim. Isteki arkadaslarimdan biri haftasonu icin Istanbul'a gitmisti. O geldi, biraz lafladik. 'aah' dedi lafin arasinda 'dur sana birsey getirdim'. Hemen kosup bir paket kandil simidi tutusturdu elime! Inanamadim tabii ben. Yine bakakaldim, konusamadim:) Guney Amerikali biri Istanbul'a gidince neden kandil simidi getirir, baklava, lokum gibi secenekler dururken? O kadar insanin icinde neden sadece bana verir koca 1 paketi acip ortaya koymak varken, her zaman yaptigimiz gibi? Sadece tesaduf ile aciklamak mumkun mu peki bunu? Dedim ya kucucuk bir sey ama dunden beri gulumsememi silemedi dudaklarimin kenarindan. Farkinda olanlar icin isteklerinin/hislerinin bir saglama belki bu tur olaylar..
17 Eylül 2009 Perşembe
18 Ağustos 2009 Salı
anlasildi tamaaam...
Sabah yine sarkilardan fal tuttum, 864 sarki icinden sansima su cikti:
Non Je Ne Regrette Rien
Ben mi, gulumsedim ve dinledim sonuna kadar.. Aldim mesaji:)
Non Je Ne Regrette Rien
Ben mi, gulumsedim ve dinledim sonuna kadar.. Aldim mesaji:)
8 Ağustos 2009 Cumartesi
calis cabala olmuyor
Yeniden okumayi severim 'basucu kitaplarimi'. Tipki bazi filmleri defalarca izledigim gibi. Her okuyusta farkli anlamlar bulabilir insan ayni cumlede. Bu ara okudugum kitabin oykusunu yine yillar once okumustum ama baska bir yazarin aklindan/yureginden cikan kelimelerden.
Bir sufi seyhi ile bir fakih, 'bilim insani' arasindaki konusma bu yaziyi yazmama neden olan:
'.......
Fakih: Duygu ile esinle yaratilmis eserler yorum gerektirmezler ki. ......
Sufi: Biliriz, siz bilginin yalnizca mantik yolu ile elde edilebilecegine inanirsiniz. En azindan duygu ile elde edilemeyecegine, hele hele esrik duygularla..
F: Cok dogru, bildigim kadari ile duygu dusunmeyi engeller. Esrime ise insani bu olanaktan busbutun yoksun kilar.
S: Bu, duygularin mi size, yoksa sizin mi duygulariniza yon verdiginize baglidir?
F: Eger duygulara yon verilebiliyorsa, bu yine irade ve mantik sayesindedir. Hem, duygularimizi bastirmak, onlara yon vermek icin harcadigimiz zamani, bilgimizi cogaltmak icin harcasak daha dogru olmaz mi?
S: Bizim yolumuz harcama ve bastirma yolu degil, cogaltma ve gelistirme yoludur. Ama duygulara ragmen degil, duygularla, hatta en esrik duygularla, kizip kopurmelerle, gozunu duman burumelerle..
F: Ofke, sarhosluga benzer. Insan ofkeliyken kendinde degildir, kendini yonetemez durumdadir, yitirmistir kendini.
S: Biz de iste hedefe tam boyle ulasilacagini dusunuyoruz: kendinden gecerken kendini yitirmemek, ama kendine yeniden kavusmak, kendini yeniden bulmak. Hakikate yalnizca akilla degil, tum varligimizla, benligimizle ulasmak.
F: Bense bugune dekhakikate ulasma yolunu bilimin yolu olarak gordum, duygularin, kizip kopurmelerin yolu degil..
S: Akliniz herhangi bir sorunun cozumu ile mesgulken yemek yemeyi ya da uyumayi unuttugunuz olmaz mi sizin? Herhalde tam aciklayamadim: Bizim hakikati kavrama yolumuz akli yadsimaz. Tam tersine, akli temel olarak aliriz. Ondan uzaklasir gibi olmamiz, kusun ucmak icin yerden uzaklasmasina benzer.
.......
S: Hakikati bulmanin yolu sizin icin kusku, bizim icin inanc.. Sizi harekete geciren guc yarar, bizi harekete gecirense ask...
F: Insanlara yarar saglama arzusunu onlara duyulan asktan ayirmak mumkun mudur?
S: Bu, asktan ne anladiginiza baglidir. Ornegin, siz bizim oruclarimizi, geceyi uyumadan gecirmelerimizi ve bu turden agir bedensel uygulamalarimizi zararli, insanlik disi, en azindan yararsiz buluyorsunuz. Oysa bunlar sizin kusku mantiginizin da, yarar sevginizin de asla saglayamayacagi birsey saglar: akli ve ruhu azad eder, hur kilar. Kisacasi, sagideger fakih, biz, sizin zaman zaman uyumayi ve yemeyi bir yana birakarak bilincsizce yaptiginizi, bilincli olarak yapiyoruz.
....'
Hep akla ve aklin gosterdigi yolla 'dogruyu' arayan biri icin ilginc bu okuduklarim. Cok degil 1-2 ay once bir yazismamizda, yazdiklari cogu zaman baska yollar acan zihnimde, blog dostuma 'en azindan cabaliyorum degil mi?' diye sormustum. O ise bana' insan cabalayarak birsey ogrenmez ki' demisti. O zaman cevap vermemistim ama cok tuhaf gelmisti bu yanit bana. Elbette insan calisarak ogrenir-di- birseyleri, bu da cabalamakti iste. Gunler, geceler boyu uykusuz kalip gecilen sinavlar, basarilar ancak cabalama ile kazanilirdi.
Simdi geri donup, ayni kitabi yeniden okumak gibi, dusunuyorum yine. Cabalamak degil demek onemli olan, sadece farkinda olmak, farkinda olmak ve izin vermek...
dingin bir sabah
Bahceye ciktim biraz once. Hic aklimda yokken, biraz oturup cimlere nefes calismak geldi icimden. Kapadim gozlerimi, lotus pozisyonunda oturdum ve derin derin nefes almaya basladim. Her biri bir oncekinden daha yavas, verdim sonra geriye. Her aldigim nefesle gozumun onunde baska bir renk beliriverdi, her verdigim nefesle dalga dalga kayboldu sonra. Dalgalar yavasladi, renkler durdu, hersey beyaz oldu. Icimde duran nefes ses olarak cikti bu kez. Acele etmedim, biraktim kendi sesimin tinisi rahatlatsin bedenimi, ruhumu.. Bahcede asili, yeni yikanmis camasirlarin kokusu, ruzgarin getirdigi cicek ve cim kokusuna karisti, ben devam ettim nefes almaya. Komsu evlerden birinden bir saksafon sesi karisti havaya, durdum ve dinledim. Sonra biraktim kendi ritmi ile nefes alsin vucudum, ben kaldigim yerden devam ettim hayata.
6 Ağustos 2009 Perşembe
Mucize
Bu aralar hep bu 'kelime' var aklimda. Butun gun icimde birkac kisi tartisiyorlar, ben yazmak istiyorum cok zamandir ama toparlayamiyorum kelimeleri bir araya. Ben eskiden pek inanmazdim mucizelere. Yani, hep hosuma giderek dinlerdim hikayeleri ama olasilik hesaplari, bilimsel veriler ve elbetteki aklim hep onde giderdi. Bir yerde okudum galiba uzun zaman once, 'mucizeler ona inananlara gorunur' gibi birseydi. Sonra gecen 3-4 yilda yasadiklarim, dibe vuruslarim, neredeyse 'artik oynamiyorum' dedirten olaylardan sonra bir karar verdim. Olaylari ve insanlari degistiremeyecegimi ama kendi algilarimi degistirebilecegimi fark ettim. Sonra, eskiden dalga gectigim seyleri uygulamaya koymaya basladim. Kendimi hep pozitif fakat gercekci bulurdum ama baktim ki fazla gercekci, fazla aklima guvenir olmusum. Daha olumlu olup, yuregimi de isin icine katmaya basladim, saklamadim kendimi kendimden. Gercekten istatistik mi, kader mi yoksa 'iyi dusunmek' mi bilemem ama 'olmaz' dediklerim olur olmaya basladi bir suredir. Bu surec icinde karsilastiklarimsa tum ictenlikleri ile kendi hikayelerini paylastilar benimle. Ben o zaman anladim ki hayat basli basina bir mucize! Hergun binlerce, milyonlarca mucize gerceklesiyor, onemli olan sadece fark edebilmek. Elbette minnettar olmak, sukretmek sonra sahip olduklarina.
Uzunca sayilabilecek bir suredir uye oldugum bir siteden sabahlari e-mail aliyorum. Gune iyi baslamama, farkindaligimi arttirmama bazen de, hadi itiraf ediyorum, kufur etmeme yariyor;) 1-2 gun once yine sabah ise giderken e-maillerime bakiyordum. Sabahki 'falimi' okumak icin posta kutumu actigimda gelen mesaj asagi yukari soyleydi:
' Kontrast arttiginda istek de artar, iste mucizeler de buradan cikar. Mucize, cok kotu bir durumdan dogan guclu istegin gerceklesmesinden baska birsey degildir.'
Benim hep planlarim, isteklerim vardir hazirda. Fakat su ara sadece minnettarim durdugum yerde durabiliyor olmama. Hic kipirdamadan tadini cikariyorum ve sukrediyorum mucizelerin varligina...
Uzunca sayilabilecek bir suredir uye oldugum bir siteden sabahlari e-mail aliyorum. Gune iyi baslamama, farkindaligimi arttirmama bazen de, hadi itiraf ediyorum, kufur etmeme yariyor;) 1-2 gun once yine sabah ise giderken e-maillerime bakiyordum. Sabahki 'falimi' okumak icin posta kutumu actigimda gelen mesaj asagi yukari soyleydi:
' Kontrast arttiginda istek de artar, iste mucizeler de buradan cikar. Mucize, cok kotu bir durumdan dogan guclu istegin gerceklesmesinden baska birsey degildir.'
Benim hep planlarim, isteklerim vardir hazirda. Fakat su ara sadece minnettarim durdugum yerde durabiliyor olmama. Hic kipirdamadan tadini cikariyorum ve sukrediyorum mucizelerin varligina...
3 Ağustos 2009 Pazartesi
seeing double
Suratimda asili gulumsemeyi silemiyorum sabahtan beri. Aklimi baska yerlere vermeye calisiyorum ama aklim takilmis kalmis. Sadece sukredebiliyorum elimdekilere ve su ana.. Gelecegi planliyorum bir yandan da, biliyorum...
27 Temmuz 2009 Pazartesi
su ve tuz
Sandim ki sular durulunca taslar yerine oturur. Boylece dalgalar durur ve anlarim nerede durdugumu. Ama sonra farkettim ki butun is deniz suyunun icindeki tuz olabilmekte. Ayni tuz gibi karismakta, erimekte suyun icinde, 1 olmakta. Hem anlayacak ne var ki, zaten ne hissediyorsan o anda, o iste hayatinin ozeti...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Blog Listem
Blog Arşivi
Hakkımda
- ic sohbetleri
- The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger
