Bir sufi seyhi ile bir fakih, 'bilim insani' arasindaki konusma bu yaziyi yazmama neden olan:
'.......
Fakih: Duygu ile esinle yaratilmis eserler yorum gerektirmezler ki. ......
Sufi: Biliriz, siz bilginin yalnizca mantik yolu ile elde edilebilecegine inanirsiniz. En azindan duygu ile elde edilemeyecegine, hele hele esrik duygularla..
F: Cok dogru, bildigim kadari ile duygu dusunmeyi engeller. Esrime ise insani bu olanaktan busbutun yoksun kilar.
S: Bu, duygularin mi size, yoksa sizin mi duygulariniza yon verdiginize baglidir?
F: Eger duygulara yon verilebiliyorsa, bu yine irade ve mantik sayesindedir. Hem, duygularimizi bastirmak, onlara yon vermek icin harcadigimiz zamani, bilgimizi cogaltmak icin harcasak daha dogru olmaz mi?
S: Bizim yolumuz harcama ve bastirma yolu degil, cogaltma ve gelistirme yoludur. Ama duygulara ragmen degil, duygularla, hatta en esrik duygularla, kizip kopurmelerle, gozunu duman burumelerle..
F: Ofke, sarhosluga benzer. Insan ofkeliyken kendinde degildir, kendini yonetemez durumdadir, yitirmistir kendini.
S: Biz de iste hedefe tam boyle ulasilacagini dusunuyoruz: kendinden gecerken kendini yitirmemek, ama kendine yeniden kavusmak, kendini yeniden bulmak. Hakikate yalnizca akilla degil, tum varligimizla, benligimizle ulasmak.
F: Bense bugune dekhakikate ulasma yolunu bilimin yolu olarak gordum, duygularin, kizip kopurmelerin yolu degil..
S: Akliniz herhangi bir sorunun cozumu ile mesgulken yemek yemeyi ya da uyumayi unuttugunuz olmaz mi sizin? Herhalde tam aciklayamadim: Bizim hakikati kavrama yolumuz akli yadsimaz. Tam tersine, akli temel olarak aliriz. Ondan uzaklasir gibi olmamiz, kusun ucmak icin yerden uzaklasmasina benzer.
.......
S: Hakikati bulmanin yolu sizin icin kusku, bizim icin inanc.. Sizi harekete geciren guc yarar, bizi harekete gecirense ask...
F: Insanlara yarar saglama arzusunu onlara duyulan asktan ayirmak mumkun mudur?
S: Bu, asktan ne anladiginiza baglidir. Ornegin, siz bizim oruclarimizi, geceyi uyumadan gecirmelerimizi ve bu turden agir bedensel uygulamalarimizi zararli, insanlik disi, en azindan yararsiz buluyorsunuz. Oysa bunlar sizin kusku mantiginizin da, yarar sevginizin de asla saglayamayacagi birsey saglar: akli ve ruhu azad eder, hur kilar. Kisacasi, sagideger fakih, biz, sizin zaman zaman uyumayi ve yemeyi bir yana birakarak bilincsizce yaptiginizi, bilincli olarak yapiyoruz.
....'
Hep akla ve aklin gosterdigi yolla 'dogruyu' arayan biri icin ilginc bu okuduklarim. Cok degil 1-2 ay once bir yazismamizda, yazdiklari cogu zaman baska yollar acan zihnimde, blog dostuma 'en azindan cabaliyorum degil mi?' diye sormustum. O ise bana' insan cabalayarak birsey ogrenmez ki' demisti. O zaman cevap vermemistim ama cok tuhaf gelmisti bu yanit bana. Elbette insan calisarak ogrenir-di- birseyleri, bu da cabalamakti iste. Gunler, geceler boyu uykusuz kalip gecilen sinavlar, basarilar ancak cabalama ile kazanilirdi.
Simdi geri donup, ayni kitabi yeniden okumak gibi, dusunuyorum yine. Cabalamak degil demek onemli olan, sadece farkinda olmak, farkinda olmak ve izin vermek...

