8 Ağustos 2009 Cumartesi

calis cabala olmuyor

Yeniden okumayi severim 'basucu kitaplarimi'. Tipki bazi filmleri defalarca izledigim gibi. Her okuyusta farkli anlamlar bulabilir insan ayni cumlede. Bu ara okudugum kitabin oykusunu yine yillar once okumustum ama baska bir yazarin aklindan/yureginden cikan kelimelerden.

Bir sufi seyhi ile bir fakih, 'bilim insani' arasindaki konusma bu yaziyi yazmama neden olan:
'.......
Fakih: Duygu ile esinle yaratilmis eserler yorum gerektirmezler ki. ......
Sufi: Biliriz, siz bilginin yalnizca mantik yolu ile elde edilebilecegine inanirsiniz. En azindan duygu ile elde edilemeyecegine, hele hele esrik duygularla..
F: Cok dogru, bildigim kadari ile duygu dusunmeyi engeller. Esrime ise insani bu olanaktan busbutun yoksun kilar.
S: Bu, duygularin mi size, yoksa sizin mi duygulariniza yon verdiginize baglidir?
F: Eger duygulara yon verilebiliyorsa, bu yine irade ve mantik sayesindedir. Hem, duygularimizi bastirmak, onlara yon vermek icin harcadigimiz zamani, bilgimizi cogaltmak icin harcasak daha dogru olmaz mi?
S: Bizim yolumuz harcama ve bastirma yolu degil, cogaltma ve gelistirme yoludur. Ama duygulara ragmen degil, duygularla, hatta en esrik duygularla, kizip kopurmelerle, gozunu duman burumelerle..
F: Ofke, sarhosluga benzer. Insan ofkeliyken kendinde degildir, kendini yonetemez durumdadir, yitirmistir kendini.
S: Biz de iste hedefe tam boyle ulasilacagini dusunuyoruz: kendinden gecerken kendini yitirmemek, ama kendine yeniden kavusmak, kendini yeniden bulmak. Hakikate yalnizca akilla degil, tum varligimizla, benligimizle ulasmak.
F: Bense bugune dekhakikate ulasma yolunu bilimin yolu olarak gordum, duygularin, kizip kopurmelerin yolu degil..
S: Akliniz herhangi bir sorunun cozumu ile mesgulken yemek yemeyi ya da uyumayi unuttugunuz olmaz mi sizin? Herhalde tam aciklayamadim: Bizim hakikati kavrama yolumuz akli yadsimaz. Tam tersine, akli temel olarak aliriz. Ondan uzaklasir gibi olmamiz, kusun ucmak icin yerden uzaklasmasina benzer.
.......
S: Hakikati bulmanin yolu sizin icin kusku, bizim icin inanc.. Sizi harekete geciren guc yarar, bizi harekete gecirense ask...
F: Insanlara yarar saglama arzusunu onlara duyulan asktan ayirmak mumkun mudur?
S: Bu, asktan ne anladiginiza baglidir. Ornegin, siz bizim oruclarimizi, geceyi uyumadan gecirmelerimizi ve bu turden agir bedensel uygulamalarimizi zararli, insanlik disi, en azindan yararsiz buluyorsunuz. Oysa bunlar sizin kusku mantiginizin da, yarar sevginizin de asla saglayamayacagi birsey saglar: akli ve ruhu azad eder, hur kilar. Kisacasi, sagideger fakih, biz, sizin zaman zaman uyumayi ve yemeyi bir yana birakarak bilincsizce yaptiginizi, bilincli olarak yapiyoruz.
....'

Hep akla ve aklin gosterdigi yolla 'dogruyu' arayan biri icin ilginc bu okuduklarim. Cok degil 1-2 ay once bir yazismamizda, yazdiklari cogu zaman baska yollar acan zihnimde, blog dostuma 'en azindan cabaliyorum degil mi?' diye sormustum. O ise bana' insan cabalayarak birsey ogrenmez ki' demisti. O zaman cevap vermemistim ama cok tuhaf gelmisti bu yanit bana. Elbette insan calisarak ogrenir-di- birseyleri, bu da cabalamakti iste. Gunler, geceler boyu uykusuz kalip gecilen sinavlar, basarilar ancak cabalama ile kazanilirdi.

Simdi geri donup, ayni kitabi yeniden okumak gibi, dusunuyorum yine. Cabalamak degil demek onemli olan, sadece farkinda olmak, farkinda olmak ve izin vermek...

dingin bir sabah

Bahceye ciktim biraz once. Hic aklimda yokken, biraz oturup cimlere nefes calismak geldi icimden. Kapadim gozlerimi, lotus pozisyonunda oturdum ve derin derin nefes almaya basladim. Her biri bir oncekinden daha yavas, verdim sonra geriye. Her aldigim nefesle gozumun onunde baska bir renk beliriverdi, her verdigim nefesle dalga dalga kayboldu sonra. Dalgalar yavasladi, renkler durdu, hersey beyaz oldu. Icimde duran nefes ses olarak cikti bu kez. Acele etmedim, biraktim kendi sesimin tinisi rahatlatsin bedenimi, ruhumu.. Bahcede asili, yeni yikanmis camasirlarin kokusu, ruzgarin getirdigi cicek ve cim kokusuna karisti, ben devam ettim nefes almaya. Komsu evlerden birinden bir saksafon sesi karisti havaya, durdum ve dinledim. Sonra biraktim kendi ritmi ile nefes alsin vucudum, ben kaldigim yerden devam ettim hayata.

6 Ağustos 2009 Perşembe

Mucize

Bu aralar hep bu 'kelime' var aklimda. Butun gun icimde birkac kisi tartisiyorlar, ben yazmak istiyorum cok zamandir ama toparlayamiyorum kelimeleri bir araya. Ben eskiden pek inanmazdim mucizelere. Yani, hep hosuma giderek dinlerdim hikayeleri ama olasilik hesaplari, bilimsel veriler ve elbetteki aklim hep onde giderdi. Bir yerde okudum galiba uzun zaman once, 'mucizeler ona inananlara gorunur' gibi birseydi. Sonra gecen 3-4 yilda yasadiklarim, dibe vuruslarim, neredeyse 'artik oynamiyorum' dedirten olaylardan sonra bir karar verdim. Olaylari ve insanlari degistiremeyecegimi ama kendi algilarimi degistirebilecegimi fark ettim. Sonra, eskiden dalga gectigim seyleri uygulamaya koymaya basladim. Kendimi hep pozitif fakat gercekci bulurdum ama baktim ki fazla gercekci, fazla aklima guvenir olmusum. Daha olumlu olup, yuregimi de isin icine katmaya basladim, saklamadim kendimi kendimden. Gercekten istatistik mi, kader mi yoksa 'iyi dusunmek' mi bilemem ama 'olmaz' dediklerim olur olmaya basladi bir suredir. Bu surec icinde karsilastiklarimsa tum ictenlikleri ile kendi hikayelerini paylastilar benimle. Ben o zaman anladim ki hayat basli basina bir mucize! Hergun binlerce, milyonlarca mucize gerceklesiyor, onemli olan sadece fark edebilmek. Elbette minnettar olmak, sukretmek sonra sahip olduklarina.
Uzunca sayilabilecek bir suredir uye oldugum bir siteden sabahlari e-mail aliyorum. Gune iyi baslamama, farkindaligimi arttirmama bazen de, hadi itiraf ediyorum, kufur etmeme yariyor;) 1-2 gun once yine sabah ise giderken e-maillerime bakiyordum. Sabahki 'falimi' okumak icin posta kutumu actigimda gelen mesaj asagi yukari soyleydi:

' Kontrast arttiginda istek de artar, iste mucizeler de buradan cikar. Mucize, cok kotu bir durumdan dogan guclu istegin gerceklesmesinden baska birsey degildir.'

Benim hep planlarim, isteklerim vardir hazirda. Fakat su ara sadece minnettarim durdugum yerde durabiliyor olmama. Hic kipirdamadan tadini cikariyorum ve sukrediyorum mucizelerin varligina...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

seeing double

Suratimda asili gulumsemeyi silemiyorum sabahtan beri. Aklimi baska yerlere vermeye calisiyorum ama aklim takilmis kalmis. Sadece sukredebiliyorum elimdekilere ve su ana.. Gelecegi planliyorum bir yandan da, biliyorum...

27 Temmuz 2009 Pazartesi

su ve tuz

Sandim ki sular durulunca taslar yerine oturur. Boylece dalgalar durur ve anlarim nerede durdugumu. Ama sonra farkettim ki butun is deniz suyunun icindeki tuz olabilmekte. Ayni tuz gibi karismakta, erimekte suyun icinde, 1 olmakta. Hem anlayacak ne var ki, zaten ne hissediyorsan o anda, o iste hayatinin ozeti...

9 Temmuz 2009 Perşembe

Ozet


Dingin, sakin, bazen heyecanli, biraz stresli gunler gecirdim. Tatil de sayilabileeck, sinav da denebilecek turden bir zaman dilimi...

Ailemin, dostlarimin oldugu 'evime' gittim. Gecen seferkinden cok farkliydi ama bu kez hersey. Galiba ben farkliydim, belki de bu yuzden. Annemle sakin gunler gecirdik once, benim cok calismam lazimdi yine. Yine vaktim yoktu disari cikmaya, zaten cok sicak vardi disarida, bir de karmasa. Sonra, hayatimin 2 farkli doneminde onemli yer tutan 2 arkadasimin o zamanlar oturdugu sokaga her aksam bir is icin gitmem gerekti. Sanki tarihte yolculuk yapiyormusum gibi geldi. Ne cok zaman gecmis o sokaga girmeyeli ben. Halbuki ne kadar da yakinimizda.. Agir agir yurudum bildik kaldirimlarinda ve animsadim kendi kisisel tarihimi. Bi terzi dukkani gordum mesela sokakta, var miydi acaba eskiden de bilemedim. Saat 9:00 olmus ama o hala calisiyordu iceride, caminda ise Clive Owen siyah takim elbisesiyle bakiyordu gelen gecene. 'Acaba' dedim, 'bilse ne dusunurdu C. Owen bir sokak arasi terzisinin idolu oldugunu'.. Gulumsedim ve devam ettim yoluma..

Ne zamandir sokakta basibos gezen kedi/kopek gormemisim, gorunce sasirdim biraz. Ama en cok buna sasirmama sasirdim. Kedilere gulumsedim, bir donemecin kosesinde aksam yemegini yiyen mahallenin kopegi ile goz goze gelip selamlastik. Ben yine gulumsedim. Buyuk ihtimalle sokagin diger sakinleri beni deli sandi, uzaydan gelmiscesine sasirdigim icin her detaya, ben yine gulumsedim.

Sonra gecen sefer beni pek hos karsilamayan sehre gittim yine. Dedim ya farkliydi bu kez hersey/herkes. Yillar once bir toplantida tanistigim, son zamanlarda bir is icin haberlestigimiz ama cok da tanimadigim bir arkadasim evini, dahasi kalbini acti. Sastik, ne cok aynilik varmis hayatimizda, meger, turk filmi tadinda soylersek, 'kader arkadasiymisiz'. Kisa zamanda cok uzun yillar gecirmiscesine dost olduk, hem de en yakinindan. Ertesi gunku sinav iyi gecti tabii ve sanirim girilebilecek en son sinav da boylece bitti!

Ardindan bir diger yolculuk icin 'start' verildi. Ben sakin durmayi, sabretmeyi pratige gecirmeye calistim hep. Uzun zamandir gormedigim bir diger dostum, okudugum kitap, etrafimda olan biten hep yardim etti bu surece. Hatta annemin caydanligi ile bile iyi gecinir olduk:) Annemin kucuk 1 caydanligi var, eger benim gibi acele ederseniz her yere cay dokebilirsiniz bardaga cay koymak yerine. 2 haftanin sonunda, caydanligin dilinden anlayan, etrafa dokmeden cay koyabilen biri olmam benim icin buyuk zafer oldu elbet. Isin sirri acele etmemekmis, ogrendim.

Bir suru yavrusu olmus bir kedi gordum sonra, onlara sut birakan iyi insanlar, martilar gordum bol bol, bizim bahcedeki kedilerin yemeklerinden beslenen, cokca sarildim sevdiklerime, annemle bakistik, anlastik, bazen tartistik. Artik 'aksim' demeye karar verdigim 'oteki yarim' gelince sehri yeniden kesfe ciktik birlikte. Hic saat takmadim, bir yerlere kosturmadim, Alice'in hikayesindeki tavsan rolunden istifa ettim. Sehrin en islek caddesinde otururken bir restaurantta, minik sercenin tabagimdaki pilavi masaya dokup, yemesini izledim sessizce, suratimda asili gulumsemeyle.

Bugun onemli bir gun. Uzun zamandir cikmak istedigimiz yolculuk icin sahiden yola girdigimizi isaret eden cok onemli bir gun. Umarim biraz daha ileriye gittikce tabelalar daha da netlesir. Simdi biraz erken konusmak icin ama biz 'aksim'le ciktik bir kere yola. Umuyorum bu kez farkli olacak hersey. Umarim yollar bizi birbirinden guzel manzaralarla karsilayacak.

Dedim ya bu kez farkli hersey, ben farkliyim cunku!

Simdi kutlama zamani. Yasadigim 'evime' dondugumden beri girdigim sinavin onemini, neye yaradigini bile anlamadiklari halde hep beni destekleyen dostlarim gunler/geceler planlamislar benim icin. Ne mutlu bana.. Ne mutlu boyle dostlarim oldugu icin. Ben sinav gecmemden cok durdugumuz yeri kutluyorum ama, hayatimda olduklari icin ve hayatimda olanlar icin sukrederek her anima..

Not. Foto penwrep'e aittir.

4 Haziran 2009 Perşembe

gitme(k)

cekip gidesim var bugun. herseyden, herkesten cekip gidesim. birkac parca esyayla bi de kocami alip gitmek istiyor canim. nereye oldugunun pek onemi yok. onemli olan 'gitmek' eylemi.. 2 saat sonra eve gidicem ve sanirim bununla yetinecegim;)

Blog Listem

Powered By Blogger

Hakkımda

Fotoğrafım
The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger