4 Haziran 2009 Perşembe

gitme(k)

cekip gidesim var bugun. herseyden, herkesten cekip gidesim. birkac parca esyayla bi de kocami alip gitmek istiyor canim. nereye oldugunun pek onemi yok. onemli olan 'gitmek' eylemi.. 2 saat sonra eve gidicem ve sanirim bununla yetinecegim;)

31 Mayıs 2009 Pazar

...

Hava guzeldi, cok guzeldi dun. Bahcede oturduk biraz, Once nostral breathing, ardindan cleansing breathing, sonra bridge ve wheel. Nefesim acildi hemen. Derin derin icime cektim havayi, yavasca disari verdim sonra. Acele etmemeye gayret ettim, Alice in wonderland'deki tavsan ne kadar acele etmeden durabilirse o kadar.. Ben kendimi hep o tavsana benzetmisimdir, hep kosturan yine de bir yerlere gec kalan, anlatirim baska zaman...

Bugun de guzel hava. Pek guneste duramiyorum ama biraz once ciktim bahceye. Yeni kesilen cimlerin tazeleyen kokusu, birbiri ardina acan sarmasik gullerinin baygin kokularina karismis, doya doya kokladim. Sonra butun bahceyi suladim, kendi yarattigim gokkusagi ile keyiflendim. Gecen sene yildirim carptiktan sonra birden bu sene uzeri meyva dolmus incir agacinin, gulumsedim. Biraz 'sok' aklini basina getirmis belli ki, kendime bakip son zamanlardaki soklardan payima duseni aldigima emin oldum, biraz daha su verdim sonra ona. Eve bu kadar yakin olmasi iyi degil, kesin gitsin diyenlere inat hem de!

29 Mayıs 2009 Cuma

Dun

aksam gidemedim, vakti gelmemis demek daha..

Sabahlari 5:30 da kalkmaya basladim, gun daha uzun oluyor cok iyi de butun gun yorgun hissediyorum kendimi. Ustelik bugun hava sicak ve gunlerden cuma. Bir golgelik bulsam kivriliverecegim, serin yeri hemen bulup uyuklayan yaz tembeli kopecikler gibi..

Yine seyahat planlari, yine ayni sinava 2. giris stresi ve daha da onemlisi yeni 'macera' hazirligi.. Hem ailemi, koklerimin, dostlarimin oldugu evimi ozledim hem de o karmasa, kargasa simdiden gozumu korkutuyor. Yine nefes almakta zorlaniyorum kisacasi..

Dun eve donerken yine sarkilardan 'fal' tuttum, cikan sarki manidardi:)

''....
And if there is some kind of god
do you think he's pleased
When he looks down on us
I wonder what he sees
Do you think he'd think the things we do are a waste of time
Maybe he'd think we are getting on just fine
...'

26 Mayıs 2009 Salı

Ozet: B'ye ve tabii kendime..

Degisik ve dingin bir haftasonu gecirdik. Hava guzel, yanimda dostlar ve elimi tutan 'oteki yarim', daha ne isterim -tamam tamam cok istedigim 1 sey daha var, kabul:)-!!

Pazar gunu su gitmeyi planladigimiz festivale gittik. Dogrusu ne bekledigimi pek bilmiyorum ama biraz hayalkirikligina ugradim. Galiba biraz daha 'derine' dokunan seyler gormeyi, yoga ile ilgili ayrintilar bulmayi, meditasyon teknikleri falan bekliyordum. Sabah vardigimizda, hizlica dolastik standlari. Herkes degisik sekillerde ayni seyi vaad ediyordu, healing yani tedavi etmeyi!

Bakindigimiz standlardan biri yakaladi bizi, hos bir Hintli kadin ogretilerinden bahsetmeye basladi. Elindeki kagitta 2 foto vardi, biri kendi ustalarinin digeri de Isa'nin.. Sonra bir adam denememiz icin ogretilerini bizi yanina oturttu. Yapmamiz gereken basitti. Ra Raez yani 'ustalari'nin adini gozlerini kapatip tekrarlamak gerekiyordu. Denedik. 1-2 dakika sonra sordular kalp atislarimizin bu ritmle atip atmadigini, dogrusu bende hicbir degisiklik olmadi. 'Oteki yarim' ise kafasinin arka kisminda sicaklik ve rahatlama hissettigini soyledi. Ben cok etkileyici bulmadim elbette bu tecrubeyi. Istedigin bir kelimeyi bir sure tekrarlarsan yine ayni sonucu alirsin. Onemli olan rahatlayabilmek ve focus olmak.

Sonra, 30dklik bir meditasyon seansina dahil olmaya karar verdik ve gidip yerimizi aldik. Her yastan 20-25 kadar kadinli, erkekli bir grup olarak birbirimizi suzduk once. Ardindan, Tamara geldi. Biraz sasirdim dogrusu. Tamara, 50lerinin ortalarinda dunya sekeri, ev hanimi kilikli bir japon hanimdi cunku. Farkindayim, on yargilarim ortaya cikti bu cumlemle ama gercektende asagida, standlarda duran o mistik tiplerin yaninda biraz suslu bluzu ve bej pantolonu ile cok siradan, boylece son derece sira disi gorunuyordu Tamara. Kendi dilinde verdigi direktiflerini tercumani sayesinde anlayip uygulamaya basladik hemen. Gozlerimizi kapatip, merdiven hayal ettik once. Sonra, kac yasindaysak o kadar basamak koyduk merdivene. Ardindan, yavas yavas basamaklari cikmaya basladik. Tamara, hangi basamagi yani hangi yili cikmakta zorlandigimizi sordu. Burada durmamizi ekledi. Bunlar olurken, aramizda dolasip, bize dokunmaya ve affirmation lar soylemeye basladi. Kisisel tarihimin merdivenlerinden cikarken son 3 yilda duraksadim ben. Ondan once de elbet uzuldugum seyler, hayalkirikliklarim olmustu ama galiba bu kez benim dahilim ol-a-mayan birsey yasadigim icin bu ilk kez bu kadar caresiz hissediyorum kendimi. Tam bunlari dusunurken ben, omuzumdaki ellerin sicakligini hissettim, 'sen onemlisin' diyordu Tamara, duydum. Bir sure sonra actik gozlerimizi ve animsadigimizdan emin olduktan sonra sozlerini 2. denemeye gectik. Dogrusu ben oldukca zorlandim gozlerim kapali, oturmaya calismaktan. Gormek isterim ben butun olanlari, kipirdamadan oturamam da ustelik. Bu yuzden hep zorlanirim meditasyon yapa-r(maz)ken.

Bu kez, yine gozlerimiz kapali, yuvarlak bir masa gormemiz istendi. Sonra uzerine siyah bir masa ortusu ortmemiz. Tamara, masa ortusunun ne tur bir kumastan yapildigini anlamamizi isterken ben bir suru kumasi deniyordum bile. Ayrinti olmasi gereken bir durumda ben kumasin cinsine takildigimdan asil noktayi kacirdim biraz. Masanin uzerinde en cok ihtiyacimiz olan seyi dusunerek birsey gormeliydik. En cok ihtiyacim olan seyin, son yilarda en cok ugras verdigim sey oldugunu dusundugumden gordugum oldukca manipulatifti. Bu arada, gelip oteki yarim ile bana ayni anda dokunmasi tuhaf geldi. Onca insan icinde bizim birlikte oldugumuzu anlamasi yani. Biz coktan yerimizi almistik Tamara odaya girdiginde ve zaten kimse birbiri ile konusmuyordu. Bir cesit bag olusturdu ortamizda durarak, bir eli benim omuzumda, digeri 'oteki yarim'in. Dedim ya tuhaf bir kadindi. Cikarken sarildi bize ustelik. Beklenmedik 1 japon tavri daha. Birbirimize ne gordugumuzu soylerken 'oteki yarim' ile, onun 'dinazor' evet evet dinazor gordugunu ogrenmek ilginc geldi. Bunu sormaliyiz dedim, nedense, biraz aglamakli bir ruh haline girmistim ben bu arada. Yine hormonlari sucladim tabii:) Tamara'ya gore dinazor gormenin anlami ise suydu ' dinazor buyuk bir hayvan, bu sevdiklerine destek oldugunu, bunun onemini gosteriyor ayrica da hala icinde kucuk bir erkek cocugu oldugunu'...

Bu deneyimden sonra 1-2 saat kadar cikip yuruduk. Ardindan geri donduk, arkadaslarimiz da gelmisti artik. Shiatsu mu yoksa Reiki mi denesem diye dusunurken, reiki de karar kildim. Sadece kafa ve omuz bolgesine yapilan bir cesit masaja baslamadan once sordugum sorulara pek cevap veremedi ne yazik ki reiki ustam. Zaten ben yine etrafta olan bitenle mesguldum, pek bir degisiklik hissetmedim masaj sonrasi. Sirasini bekleyen 'oteki yarim' ise bir tesaduf sonucu gercek bir 'usta'ya rastladi. Ben sorularimi orada bulunan 2. reiki 'master'ina sordum tabii. Cakra noktarindan ozel konulara geldi sohbet. Bana 1 ya da 2 gunluk kurslarina katilmami israrla tavsiye etti 2. usta. Ardindan masaji biten 1. usta ile konusmaya basladik. Bana ozel gorusmemizin yararli olabilecegini soyleyerek ev telefonunu bile verdi. Dogrusu, icimdeki herseyin altinda 'neden' arayan supheci arayacagimi dusunmuyor..

Bir baska degisik deneyim ise 'inversion therapy' seansina katilan arkadasimizi izlemek oldu. Cocukken oynadigimiz leylek leylek havada'nin daha gelismis versiyonunu yani;) Kisaca, yere yatan terapist sizi ayaklari ile havaya kaldiriyor. Fakat bunu yaparken bazen pozisyonunuzu degistiriyor, bazen bacaklarinizi ve bileklerinizi bagliyor. Toplam 30dk suren 'deneyim' disaridan son derece estetik gorunuyor ve omurga sorunu olan arkadasimiz bu deneyimin ardindan cok iyi hissettigini soyluyor. Elbette bu deneyim icin, guven, rahatlama ve kendini birakma gibi benim yapamayacagim/yapamadigim on sartlar var. Bir kuklayi oynatir gibi ellerinizi, kollarinizi, bacaklarinizi siz havadayken yoneten adama guvenmek sart tabii..

Bir baska populer isim unlu rustu. Kasim ayine kadar hic bos yeri yoktu ustelik. Bunlarin disinda, ki terapisi, hint kafa masaji, cesitli taslar, gong terapisi gibi seyler de vardi. Bir kismi ise gercekten sacma (BS!!) ve para tuzagiydi. Aura profili, kristaller ile DNA aktivasyonu, yaglar ile kanser tedavisi gibi..

En son, bir sufi'nin seansina dahil olduk. Ilk once, toplam 5 kisiydik, sonra 30 kusur kisiye ciktik. Sufi felsefesinden her zaman etkilenmis biri olarak biraz daha derin birsey bekliyordum galiba ben. Once Rumi'den birkac sey okudu, ardindan zikr etmemize onculuk etti 'rehber'imiz. 'Allah' diye zikr etmek odadaki cesitli dinlerden insanlara biraz tuhaf geldi once ama 'rehber'imiz acikladi her dinde ayni tanri'nin adi olduguna bunun. Sesini her zaman buyuleyici buldugum ney'ini calma firsati olamadi ne yazik. Nerede toplandiklarini sordum, veda ederken. Bana adresi, saati verdi ve giderken omuzuma dokunup 'eger gidersen boyle olmasi gerektigi icinmis demek ki' dedi bir de son derece mistik bir tavirla:) Icimdeki 'lost' fanatigi 'see you in other side brother' demek istedi ama engel oldum:)

Gune hep birlikte gittigimiz harika bir aksam yemegi ve festival degerlendirmesi ile son verdik. Aklimda kalan ve en etkileyici buldugum ise konustugum herkesin egolarindan siyrilmayi basarmis olmasiydi.. Tum dinlerin, felsefenin, ogretilerin ortak hedefi olan, 'ego-less' bu insanlarla tanismak, zaman gecirmek bile basli basina bir deneyimdi. Bakalim, bu persembe sufi dergahina gitmem gerekiyor muymus, gorecegiz...

15 Mayıs 2009 Cuma

Cuma

hep en sevdigim gun olmustur. Bugun yine cok guzel.. Dun herseyin agir geldigi gunlerden biriydi, aksam annem 'ayar' verdi. Duzeldim:) Oyle kendinden beklenmeyecek onerilerde bulundu ki aglamak uzereyken gulmeye basladim, hala da gulumsuyorum onerilerini dusundukce:)

Olacagina hic ihtimal vermedigim birseyin olabilecegi mesaji geldi sonra, daha da hafifledim. Kendi yarattigim labirentlerin birden cikislari gorunuverdi!

Yarin cok zamandir gormedigim bir suru kisi bize geliyor. Ne zaman birilerini agirlayacak olsam hep strese girerim ama bu kez cok rahatim. Cok eglenecegiz biliyorum. Cok iyi bir yaz olacak onu da biliyorum.



Dedim ya bugun cuma ve benim en sevdigim gun.. Gerci bilge 'pooh'un dedigi gibi, 'bugunun guzel bir cuma olmasi icin cuma olmasi yeterli'!

14 Mayıs 2009 Perşembe

Yenilen pehlivan...

Bu aralar sanki bir kisir dongu icinde yasiyor gibiyim. Bitti, tamam, gecti dedigim seyler, donup donup yeniden basima geliyor. Hem de ust uste, ayni daha once oldugu gibi.. Bu durum biraz canimi sIkIyor ama iyi dusunmeye calisip 'sabirli olmak' lazim diyorum.. Tam yenilen pehlivan durumundayim, yenildikce bir daha, bir daha basliyorum gurese ustelik bir oncekinden de fazla bir hevesle. Kimbilir belki de hayat bana yeni sanslar veriyordur degil mi??



Gunun sarkisi:

http://www.youtube.com/watch?v=K-wqdwgOwDk

PS: Yok yok, ben o kadar umutsuz degilim, en azindan olmamaya calisiyorum:)

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Gelsin, hayat bildigi gibi gelsin...

Bu aralar rap'e merak saldim. Sahiden! Simdiye dek rap iliskim 'oteki yarim' sayesinde/yuzunden EMINEM'in sarkilarindan ibaretti. Bir de Ceza'yi bilirdim, C. Ercetin ile birlikte soyledigi sarkidan, harika milliyet gazetesi reklamindan, 'fark yaratan' sarkisindan. Hepsi bu. Rap kulturum bundan ibaretti iste. Ahh, bir ara gunde 100 kere dinledigim The Streets vardi bak, unutmusum. 'Dry your eyes mate' diye az bagirmamistim arabanin icinde:)

Son gunlerde baska birini daha kesfettim, Sagopa Kajmer. Ilk dinledigimde cok begenmedim acikcasi, biraz arebesk geldi. Ses tonunu begendim sadece. Sonra, birkac sarkisini yukledim onun da, ipod'a Ceza ile birlikte.. Simdilik 2 tane favorim var:

1. Ceza- Sezen Aksu; Gelsin hayat bildigi gibi gelsin
Soyle bir nakarati var ki sarkinin, baska soze gerek birakmiyor:

"Gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak,
unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamak
..."

2. Sajopa Kajmer; Muamma

'Ulaşılacak Saadete Kaç Kapı Daha Var
Açtım Açtım Kapıları Girdim Bomboş Evlere Vardım
Yardım Lazım Bana,Şansım Yaver Sanma
Hiç Hoş Değil Gördüklerim Amma,Emin Değilim Herşey Muamma..
'

Bu kadar birbirine zit iki duyguyu/sarkiyi ayni anda sevebilmem ve dinleyebilmem tuhaf tabii. Ama insan da tuhaf degil mi zaten, bir suru duyguyu/dusunceyi ayni bedende, beyinde tasiyabilmesi ve hissedebilmesi tuhaf degil de ne? Sanirim onemli olan neyi sectigimiz. Bir arkadasim cok kotu hissettigim bir zamanda 'mutsuz olabilirsin ama sakin umutsuz olma' demisti, ne kadar dogru..

Hepimizin basimiza gelenlerden cikardigi dersleri cebine koyup -isteyen kulagina da takabilir tabii:)- 'yasamak sakaya gelmez' diyen saire bir selam gonderip yoluna devam edebilmesi umuduyla...

Blog Listem

Powered By Blogger

Hakkımda

Fotoğrafım
The fact is always obvious much too late, but the most singular difference between happiness and joy is that happiness is a solid and joy a liquid. ~J.D. Salinger